Albert Abraham Michelson Kimdir?

Albert Abraham Michelson Kimdir?
Gerçek Adı: Albert Abraham Michelson
Doğum Tarihi: 1852
Doğum Yeri: Strzelno, Prusya Krallığı (günümüzde Polonya)
Boyu: 1.70 m (tahmin ediliyor)
Kilosu: 70 kg ( tahmin ediliyor)
Burcu: Yay
Medeni Hali: Evliydi
Eğitim Durumu: ABD Deniz Harp Okulu (United States Naval Academy), Berlin Üniversitesi, Heidelberg Üniversitesi

Albert Abraham Michelson kimdir? Işığın hızını benzeri görülmemiş bir hassasiyetle ölçen, interferometre cihazını geliştiren ve 1907 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan ilk Amerikalı bilim insanı olan deneysel fizikçidir. Michelson-Morley deneyi ile fizik dünyasının temel varsayımlarından biri olan “eter” teorisini çökerten Michelson, yaptığı deneylerle klasik fiziğin sınırlarını gözler önüne sermiş ve Albert Einstein’ın özel görelilik teorisinin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Onun çalışmaları, yalnızca optik alanında devrim yaratmakla kalmamış; aynı zamanda modern fiziğin deneysel temellerinin atılmasında en kritik rollerden birini üstlenmiştir. Michelson’ın bilimsel yaklaşımı, “Doğanın sırlarını ortaya çıkarmak için yeterince hassas ölçümler yapın” felsefesinin somut bir yansıması olmuş ve deneysel fiziğin altın çağını başlatan isimlerden biri olarak tarihe geçmiştir.

Albert Michelson’ın Hayatının İlk Yılları Nasıl Geçti?

Albert Abraham Michelson, 19 Aralık 1852 tarihinde, o dönemde Prusya Krallığı’na bağlı olan Strzelno kasabasında (günümüzde Polonya sınırları içerisinde) dünyaya geldi. Babası Samuel Michelson, tüccarlık yapan bir Yahudi ailenin çocuğuydu; annesi Rozalia Przyłubska ise ev hanımıydı. Ailesi, dönemin Avrupa’sında artan siyasi baskılar ve ekonomik zorluklar nedeniyle göç etme kararı aldı. Albert henüz iki yaşındayken ailesi, Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti.

Ailesi önce New York’a yerleşti, ardından Kaliforniya’nın küçük maden kasabalarında yaşamaya başladı. Bu dönemde Michelson, Amerika’nın batı bölgelerinin zorlu ama özgürlükçü atmosferinde büyüdü. Babası zamanla işlerini geliştirerek ailesine daha iyi bir yaşam sağladı. Genç Albert’ın çocukluk yılları, doğayla iç içe geçti ve ona gözlem yeteneği kazandırdı. Farklı kültürlerden insanlarla bir arada yaşamak, onun açık fikirli ve sorgulayıcı bir karakter geliştirmesine katkı sağladı.

Michelson’ın çocukluk yıllarında dikkat çeken en önemli özelliği, mekanik aletlere ve ölçüm araçlarına olan ilgisiydi. Saatlerin iç işleyişini anlamaya çalışır, basit aletlerle kendi deney düzeneklerini kurardı. Matematik ve fen bilimlerine duyduğu ilgi, onu yaşıtlarından ayıran en belirgin özellikti. Öğretmenleri, onun bu yeteneğini fark etmiş ve onu desteklemişlerdir. Ailesinin maddi durumunun düzelmesiyle birlikte, Michelson iyi bir eğitim alma fırsatı yakaladı.

Albert Michelson Eğitim Hayatında Hangi Okullarda Okudu?

Michelson’ın eğitim hayatındaki dönüm noktası, ABD Deniz Harp Okulu’na (United States Naval Academy) kabul edilmesi oldu. 1869 yılında, henüz 17 yaşındayken, dönemin başkanı Ulysses S. Grant’in özel izniyle Deniz Harp Okulu’na girdi. Bu okula kabul edilmesi, onun hayatının yönünü belirleyen en kritik olaylardan biriydi. Deniz Harp Okulu’nda disiplinli bir eğitim alan Michelson, özellikle matematik, fizik ve astronomi derslerinde üstün başarı gösterdi.

Deniz Harp Okulu’nda fizik dersleri sırasında, ışığın hızının ölçümü konusuyla tanıştı. Dönemin fizikçileri, ışığın hızını ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirmişti ancak bu ölçümlerin hiçbiri yeterince hassas değildi. Genç Michelson, bu konuya büyük bir ilgi duydu ve ışık hızını daha doğru bir şekilde ölçmenin bir yolunu bulmaya karar verdi. Bu karar, onun tüm bilimsel kariyerini şekillendirecekti.

1873 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olan Michelson, bir süre denizlerde görev yaptı. Ancak kısa süre sonra, 1875 yılında, Deniz Harp Okulu’na fizik ve kimya öğretim görevlisi olarak geri döndü. Burada hem ders verdi hem de kendi araştırmalarını sürdürdü. 1879 yılında, daha ileri eğitim almak üzere Avrupa’ya gönderildi; Berlin, Heidelberg ve Paris üniversitelerinde dönemin önde gelen fizikçileriyle çalışma fırsatı buldu. Bu dönemde Hermann von Helmholtz, Gustav Kirchhoff ve Marie Alfred Cornu gibi büyük isimlerden dersler aldı ve onların laboratuvarlarında deneyim kazandı.

Albert Michelson Işık Hızını Nasıl Ölçtü?

Albert Michelson’ın bilim dünyasına yaptığı en önemli katkılardan biri, ışığın hızını eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle ölçmesidir. Işık hızının ölçülmesi, fizik tarihinin en eski problemlerinden biriydi. Galileo Galilei, 17. yüzyılda iki tepe arasında fenerlerle basit bir yöntem denemiş ancak başarılı olamamıştı. Daha sonra Ole Rømer, Jüpiter’in uydularının gözlemlerinden ışık hızının yaklaşık bir değerini hesaplamıştı. 19. yüzyılda ise Léon Foucault ve Hippolyte Fizeau, döner ayna teknikleriyle daha hassas ölçümler yapmışlardı.

Michelson, Deniz Harp Okulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışırken, Foucault’nun yöntemini geliştirerek ışık hızını ölçmeye karar verdi. 1878 yılında başladığı deneylerde, döner ayna tekniğini kullanarak yaklaşık 186.350 mil/saniye (yaklaşık 299.900 km/saniye) değerini elde etti. Bu ölçüm, dönemin en hassas ölçümüydü ve Michelson’a büyük ün kazandırdı. Ancak o, bu sonuçla yetinmedi.

Michelson, hayatı boyunca ışık hızı ölçümlerini iyileştirmeye devam etti. 1920’lerde, Kaliforniya’daki Wilson Dağı Gözlemevi ile San Antonio Dağı arasında yaptığı dev ölçekli deneylerde, ışık hızını 299.796 km/saniye olarak ölçtü. Bu değer, modern ölçümlere inanılmaz derecede yakındı. Michelson’ın ışık hızı ölçümleri, sadece bir fiziksel sabitin doğru tespiti olarak kalmadı; aynı zamanda optik ölçüm tekniklerinin ne kadar ileri götürülebileceğini gösteren bir başyapıt oldu.

Michelson Interferometresi Nedir ve Nasıl Çalışır?

Michelson’ın bilim dünyasına kazandırdığı en önemli araç, interferometredir. Michelson interferometresi, bir ışık demetini iki kola ayıran, bu kollardan yansıyarak geri gelen ışığın tekrar birleşmesiyle girişim desenleri oluşturan bir optik düzenektir. Bu cihazın temel prensibi, ışığın dalga doğasına dayanır. Işık dalgaları birbiriyle üst üste geldiğinde, dalgaların faz farkına bağlı olarak yapıcı veya yıkıcı girişim oluşur.

Michelson interferometresi şu şekilde çalışır: Bir ışık kaynağından çıkan ışın, yarı gümüş kaplı bir ayna (ışın ayırıcı) tarafından iki eşit parçaya bölünür. Bu iki ışın, birbirine dik açıyla yerleştirilmiş iki aynaya doğru yol alır. Aynalardan yansıyan ışınlar tekrar ışın ayırıcıda birleşir ve bir dedektöre veya gözlemciye ulaşır. İki ışın arasındaki yol farkı değiştirildiğinde, girişim deseninde halkalar veya saçaklar oluşur. Bu saçakların analiziyle, dalga boyunun kesirli katları mertebesinde mesafe değişimleri ölçülebilir.

Bu cihazın hassasiyeti, onu fizik tarihinin en önemli ölçüm araçlarından biri haline getirmiştir. Michelson interferometresi ile bir metre uzunluğundaki bir yol farkında, bir santimetrenin on milyonda biri mertebesindeki değişimler tespit edilebilmektedir. Günümüzde, interferometrenin geliştirilmiş versiyonları yerçekimi dalgalarının tespitinde (LIGO deneyi), optik cihazların kalibrasyonunda, uzunluk ölçümlerinde ve lazer teknolojilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Michelson interferometresi, 20. yüzyılın en önemli ölçüm cihazlarından biri olarak fizik laboratuvarlarındaki yerini korumaktadır.

Michelson-Morley Deneyi Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?

Albert Michelson’ın adını bilim tarihine altın harflerle yazdıran çalışması, Edward Morley ile birlikte 1887 yılında gerçekleştirdiği Michelson-Morley deneyidir. Bu deney, fizik tarihinin en ünlü “başarısız” deneyi olarak bilinir ve bu başarısızlık, modern fiziğin doğuşunu tetikleyen en önemli olaylardan biridir. Deneyin amacı, 19. yüzyıl fiziğinin temel varsayımlarından biri olan “eter” kavramını kanıtlamaktı.

Eter nedir? 19. yüzyılda fizikçiler, ışığın dalga olarak yayılabilmesi için bir ortama ihtiyacı olduğunu düşünüyorlardı. Ses dalgaları havada, su dalgaları suda yayılır. Işık ise boşlukta yayılabiliyordu, bu durum boşluğu dolduran görünmez bir madde olmasını gerektiriyordu. Bu varsayımsal maddeye “eter” adı verilmişti. Eğer eter gerçekten varsa, Dünya eter içinde hareket ederken, ışığın hızı Dünya’nın hareket yönüne göre değişmelidir.

Michelson ve Morley, bu değişimi ölçmek için Michelson interferometresini kullandılar. Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge hareketi nedeniyle, ışık hızının yılın farklı zamanlarında farklı yönlerde değişmesini bekliyorlardı. Deney, Cleveland’daki Case Western Reserve Üniversitesi’nin bodrum katında, dış etkilerden arındırılmış bir ortamda defalarca tekrarlandı. Sonuç şaşırtıcıydı: Işık hızı, ölçülen her yönde, yılın her zamanında aynıydı. Eterin varlığına dair hiçbir kanıt bulunamadı.

Bu sonuç, dönemin fizik dünyasında büyük bir şok etkisi yarattı. Eter hipotezi çökmüştü ancak onun yerine ne konulacağı belli değildi. Deneyin sonuçlarını açıklamak için birçok girişimde bulunuldu. Hendrik Lorentz ve George FitzGerald, hareket eden cisimlerin hareket yönünde kısalması (Lorentz-FitzGerald büzülmesi) fikrini ortaya attılar. Ancak asıl çözüm, 1905 yılında Albert Einstein’ın özel görelilik teorisi ile geldi. Einstein, eter kavramını tamamen reddederek, ışık hızının tüm eylemsiz referans sistemlerinde sabit olduğunu varsaydı. Michelson-Morley deneyi, Einstein’ın bu devrimci varsayımının en güçlü deneysel dayanaklarından biri oldu.

Albert Michelson Nobel Fizik Ödülü’nü Neden ve Ne Zaman Kazandı?

1907 yılı, Albert Michelson için bilim kariyerinin zirve noktasıydı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, o yıl Nobel Fizik Ödülü’nü Michelson’a verdi. Ödül gerekçesinde, “hassas optik aletler geliştirmesi ve bu aletlerle gerçekleştirdiği spektroskopik ve metrolojik araştırmalar” vurgulanıyordu. Michelson, bu ödülü kazanan ilk Amerikalı bilim insanı olarak tarihe geçti. Bu başarı, Amerika Birleşik Devletleri’nin bilimsel araştırmalardaki yükselişinin de bir simgesi oldu.

Michelson’ın Nobel Ödülü’nü kazanmasında, Michelson-Morley deneyinin rolü büyüktü ancak ödül gerekçesinde bu deney doğrudan ismen anılmamıştır. Bunun nedeni, deneyin sonuçlarının o dönemde hala tartışmalı olması ve Nobel Komitesi’nin daha “güvenli” gerekçeler tercih etmesi olabilir. Ancak bugün, Michelson’ın Nobel’i almasının asıl nedeninin, deneysel fiziğe yaptığı devrimci katkılar olduğu konusunda herkes hemfikirdir.

Nobel Konferansı’nda yaptığı konuşmada Michelson, fizik biliminin geleceğine dair dikkat çekici öngörülerde bulundu. “Fiziğin temel yasalarının çoğu artık keşfedilmiştir” diyerek dönemin yaygın bir görüşünü dile getirdi. Ancak ilginç bir şekilde, kendi deneyleri sayesinde bu “tamamlanmış” fizik anlayışının temel sarsıntıyı yaşamak üzere olduğunu fark edememişti. Kısa süre sonra Einstein’ın görelilik teorisi ve ardından kuantum mekaniği, fizik bilimini kökten değiştirecekti. Michelson’ın bu öngörüsüzlüğü, onun bilimsel dehasını gölgelemez; aksine, bir bilim insanının kendi çalışmasının yaratacağı devrimi her zaman öngöremeyeceğini gösteren ilginç bir tarihsel nottur.

Albert Michelson’ın Akademik Kariyeri Hangi Üniversitelerde Geçti?

Michelson’ın akademik kariyeri, Deniz Harp Okulu’ndaki öğretim görevliliği ile başladı. 1880 yılında Avrupa’daki araştırmalarının ardından ABD’ye dönen Michelson, 1883 yılında Case School of Applied Science (bugünkü Case Western Reserve University)’de fizik profesörü olarak göreve başladı. İşte bu kurumda, Edward Morley ile tanıştı ve ünlü deneyini gerçekleştirdi. Case Western Reserve’de geçirdiği yıllar, Michelson’ın en verimli dönemlerinden biri oldu.

1889 yılında, yeni kurulan Clark Üniversitesi’ne (Worcester, Massachusetts) profesör olarak atandı. Burada da araştırmalarına devam eden Michelson, optik ölçüm tekniklerini daha da geliştirdi. Clark Üniversitesi’nde geçirdiği üç yılın ardından, 1892 yılında kendisine büyük bir fırsat geldi: Chicago Üniversitesi’nin kurucu profesörlerinden biri olarak görev yapmak üzere davet edildi.

Chicago Üniversitesi, Michelson’ın akademik kariyerinin en uzun ve en parlak dönemini geçirdiği kurum oldu. 1892’den 1929’a kadar burada görev yapan Michelson, fizik bölümünün kurulmasında ve geliştirilmesinde öncü rol oynadı. Bu dönemde, ışık hızı ölçümlerini iyileştirmeye devam etti, interferometrenin yeni kullanım alanlarını keşfetti ve birçok önemli bilim insanı yetiştirdi. Chicago Üniversitesi’ndaki laboratuvarı, dönemin en donanımlı deneysel fizik laboratuvarlarından biri haline geldi. Michelson, 1929 yılında emekli oldu ancak bilimsel araştırmalara olan tutkusu dinmedi.

Albert Michelson’ın Bilimsel Yaklaşımı ve Kişiliği Nasıldı?

Albert Michelson, öncelikle ve her şeyden önce bir deneysel fizikçiydi. Onun bilimsel yaklaşımının temelinde, “ölçemediğiniz bir şey hakkında bilgi sahibi olamazsınız” ilkesi yatıyordu. Teorik spekülasyonlara mesafeli yaklaşan Michelson, doğrudan gözlem ve ölçüme dayanmayan her türlü bilgiyi şüpheyle karşılıyordu. Onun için bilim, mümkün olan en hassas ölçümleri yapmak ve bu ölçümlerden çıkarımlar elde etmekti.

Michelson’ın çalışma disiplini efsaneydi. Deneylerini planlarken, olası her türlü hata kaynağını önceden hesaplar ve bunları ortadan kaldırmak için önlem alırdı. Bir deneyi defalarca tekrarlar, sonuçlar arasında en ufak bir tutarsızlık olsa bile tüm düzeneği yeniden kurardı. Bu titizlik, onun ölçümlerinin döneminin en güvenilir sonuçları olmasını sağlamıştır. Michelson’ın laboratuvarında çalışan genç araştırmacılar, onun bu mükemmeliyetçi yaklaşımından çok şey öğrenmişlerdir.

Kişilik olarak Michelson, sakin, mütevazı ve biraz da içe dönük bir insandı. Bilimsel toplantılarda fazla konuşmaz, ancak söylediği her şeyi dikkatle tartardı. Görkemli teorilerden ve büyük sözlerden hoşlanmazdı. Onun için en büyük tutku, laboratuvarında, sessiz ve konsantre bir şekilde deneyler yapmaktı. Bu mütevazı kişiliği, bilim dünyasında ona büyük saygınlık kazandırmıştır. Michelson’ın öğrencileri ve meslektaşları, onu sadece büyük bir bilim insanı olarak değil, aynı zamanda örnek bir insan olarak da hatırlamışlardır.

Albert Michelson’ın Bilim Dışında Hangi İlgi Alanları Vardı?

Michelson, fizik biliminin yanı sıra sanata ve özellikle de müziğe büyük ilgi duyuyordu. İyi bir keman çalardı ve müzik teorisi hakkında derin bilgi sahibiydi. Ona göre, müzik ile fizik arasında derin bir bağ vardı; her ikisi de dalgalar, titreşimler ve harmonilerle ilgileniyordu. Bu ilgi alanı, onun optikteki girişim desenlerini daha iyi anlamasına da yardımcı olmuş olabilir.

Michelson aynı zamanda yetenekli bir ressam ve fotoğrafçıydı. Özellikle doğa manzaralarını resmetmekten ve fotoğraflamaktan büyük keyif alırdı. Bu sanatsal yönü, onun gözlem yeteneğini daha da geliştirmiş ve ışık-gölge ilişkilerini daha hassas bir şekilde kavramasını sağlamıştır. Bazı kaynaklar, Michelson’ın bilimsel deneylerinde kullandığı optik düzeneklerin fotoğraflarını bizzat çektiğini ve bu fotoğrafların sanatsal değer taşıdığını belirtmektedir.

Sporla da ilgilenen Michelson, tenis ve yüzme gibi aktiviteleri düzenli olarak yapardı. Fiziksel aktivitenin zihinsel berraklığı artırdığına inanırdı. Bu disiplinli yaşam tarzı, onun ileri yaşlarına kadar aktif bir şekilde çalışmasını sağlamıştır. 1920’lerde, yetmişli yaşlarındayken hala Wilson Dağı’na tırmanarak ışık hızı deneylerini bizzat yönetmesi, onun fiziksel ve zihinsel enerjisinin bir göstergesidir.

Albert Michelson’ın Son Yılları ve Vefatı Nasıl Gerçekleşti?

Albert Michelson, yaşamının son yıllarında bilimsel çalışmalarına ara vermedi. 1929 yılında Chicago Üniversitesi’nden emekli olmasına rağmen, Kaliforniya’ya yerleşti ve araştırmalarına Mount Wilson Gözlemevi’nde devam etti. Son büyük projesi, ışık hızını daha da hassas bir şekilde ölçmekti. Bu amaçla, Wilson Dağı ile San Antonio Dağı arasında yaklaşık 35 kilometrelik bir mesafede dev interferometre düzenekleri kurdu.

1931 yılının başlarında, Michelson’ın sağlığı bozulmaya başladı. Geçirdiği bir beyin kanaması sonucu felç geçirdi. Buna rağmen, hastane yatağında dahi bilimsel çalışmalarıyla ilgilenmeye devam etti. Son sözlerinin, “Daha fazla hassasiyet… daha fazla doğruluk…” olduğu rivayet edilir. Albert Abraham Michelson, 9 Mayıs 1931 tarihinde, 78 yaşında hayata veda etti. Ölümü, tüm dünyada büyük bir üzüntüyle karşılandı ve deneysel fiziğin en büyük isimlerinden birini kaybetmenin yası tutuldu.

Albert Michelson’ın Bilim Tarihindeki Mirası 

Albert Michelson’ın bilim tarihindeki yeri, deneysel fiziğin gelişimindeki kilit rolüyle belirlenir. O, teorik fizikçilerin ortaya attığı kavramları test eden bir deneyci değildi; aksine, kendi deneyleriyle teorisyenlere yeni ufuklar açan bir öncüydü. Michelson-Morley deneyi, fizik tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir ve Einstein’ın görelilik teorisinin en güçlü deneysel dayanaklarından biri olmuştur.

Michelson’ın en büyük mirası, interferometredir. Bu cihaz, onun icadından yaklaşık 130 yıl sonra bile fizik araştırmalarının vazgeçilmez bir parçasıdır. 2015 yılında LIGO işbirliğinin yerçekimi dalgalarını doğrudan tespit etmesi, Michelson interferometresinin geliştirilmiş bir versiyonuyla mümkün olmuştur. Einstein’ın 1915 yılında öngördüğü bu dalgaların tespiti, Michelson’ın ölçüm teknolojisinin ne kadar ileri görüşlü olduğunu göstermektedir. Michelson’ın ruhu, bu dev deneylerde yaşamaya devam etmektedir.

Michelson, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde bilimsel araştırma kültürünün gelişmesinde de önemli bir rol oynamıştır. Onun Nobel Ödülü’nü kazanması, Amerikan biliminin uluslararası alanda tanınmasını sağlamış ve genç Amerikalı bilim insanlarına ilham kaynağı olmuştur. Michelson’ın çalışmaları, fizik biliminin sadece Avrupa’da değil, Amerika’da da yapılabileceğini göstermiştir.

Sonuç olarak, Albert Abraham Michelson, “bir fizikçi ölçtüğü şeydir” sözünün yaşayan bir örneğidir. Onun hayatı, hassas ölçümün, sabrın ve deneysel titizliğin bilimsel ilerleme için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kendi adıyla anılan interferometre, onun ölümünden neredeyse bir asır sonra bile evrenin en derin sırlarını ortaya çıkarmak için kullanılıyorsa, bu onun bilimsel mirasının ne kadar kalıcı olduğunun en açık kanıtıdır.

 

Bilgi Detay
Gerçek Adı Albert Abraham Michelson
Doğum Tarihi 19 Aralık 1852
Doğum Yeri Strzelno, Prusya Krallığı (günümüzde Polonya)
Ölüm Tarihi 9 Mayıs 1931
Ölüm Yeri Pasadena, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri
Boyu Bilinmiyor
Kilosu Bilinmiyor
Burcu Yay
Medeni Hali Evliydi (Margaret Hemingway ile evlendi, daha sonra Edna Stanton ile evlendi)
Eğitimi ABD Deniz Harp Okulu (United States Naval Academy), Berlin Üniversitesi, Heidelberg Üniversitesi
İnsanlığa Kattığı Şeyler Michelson interferometresinin icadı, ışık hızının hassas ölçümü, Michelson-Morley deneyi ile eter teorisinin çökertilmesi, modern deneysel optiğin temellerinin atılması, Nobel Fizik Ödülü alan ilk Amerikalı bilim insanı olması

 

Kaynakça

  • Nobel Foundation. (1907). “The Nobel Prize in Physics 1907 – Albert A. Michelson”. org.
  • Encyclopaedia Britannica. “Albert A. Michelson: American Physicist”. com.
  • Michelson, A. A. (1902). Light Waves and Their Uses. Chicago: University of Chicago Press.
  • Michelson, A. A. (1927). Studies in Optics. Chicago: University of Chicago Press.
  • Livingston, D. M. (1973). The Master of Light: A Biography of Albert A. Michelson. New York: Scribner.
  • Jaffe, B. (1960). Michelson and the Speed of Light. New York: Anchor Books.
  • Swenson, L. S. (1972). The Ethereal Aether: A History of the Michelson-Morley-Miller Aether-Drift Experiments. Austin: University of Texas Press.
  • Wikipedia Türkçe. “Albert Abraham Michelson”. org.
  • LIGO Scientific Collaboration. (2016). “Observation of Gravitational Waves from a Binary Black Hole Merger”. Physical Review Letters, 116(6), 061102.

 

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.

ADINIZ

E-POSTA

YORUMUNUZ

antalya escort