Chris Farley Kimdir?

Chris Farley Kimdir?
Gerçek Adı: Christopher Crosby Farley
Doğum Tarihi: 1964
Doğum Yeri: Madison, Wisconsin, ABD
Boyu: ~178 cm
Kilosu: 75 kg ( tahmin ediliyor)
Burcu: Kova
Medeni Hali: Evli
Eğitim Durumu: Marquette Üniversitesi — İletişim / Tiyatro Bölümü (mezun: 1986)

Chris Farley kimdir,  Amerikan komedisinin belki de en sevilen, en yürekten güldüren ve aynı zamanda en derinden yalnız isimlerinden biriydi. Sahnede dev bir kasırga gibiydi; koltuğu devirirdi, gömleğini yırtardı, kendini yere atardı ve izleyenler kahkahadan kıvranırdı. Ama o müthiş gürültünün arkasında, sürekli biraz daha sevilmek isteyen, hiçbir zaman tam olarak yeterli olmadığını hisseden bir adam duruyordu. 1964’te Wisconsin’de doğdu, 1997’de Chicago’da öldü. Bu iki tarih arasındaki otuz üç yıl; Saturday Night Live stüdyosunun tavan aralarında şekillendi, Hollywood yapımlarının setlerinde koşturarak geçti ve ne yazık ki uzun geceler boyunca içinde bir türlü bastıramadığı bir karanlıkla boğuşarak tükendi. Chris Farley’yi anlamak için yalnızca filmlerine bakmak yeterli değildir; o güldürünün altındaki insanı da görmek gerekir.

Madison, Wisconsin Büyük Ailenin Küçük Devi

Chris Farley, 15 Şubat 1964’te Wisconsin eyaletinin başkenti Madison’da dünyaya geldi.  Babası Thomas Farley kendi petrol şirketini yönetiyor, annesi Mary Anne ise beş çocuğunu yetiştirebilmek için olağanüstü bir enerji harcıyordu. Chris, bu beş kardeşin ortancasıydı; ne en büyüğün otoritesi ne de en küçüğün ayrıcalığı vardı üzerinde. Ama bir şey vardı: Herkesi güldürme yeteneği. Daha ilkokul çağındayken sınıfın maskotu olmuştu. Öğretmenini taklit eder, arkadaşlarını kahkahaya boğar, sonra da ceza olarak köşeye gönderilirdi. Ve köşede otururken bile sırıtırdı, çünkü güldürmüş olmanın verdiği o sıcaklık, cezadan çok daha büyüktü.

Farley ailesi, Katolik inancını gündelik yaşamın tam merkezine yerleştirmişti. Chris, bu inançla hem derin hem de çelişkili bir ilişki kurdu. Bir yandan günahkâr olduğunu düşünüyor, bir yandan da kilise ayinlerinde en gür sesi çıkaran o oluyordu. Ailesinin ona verdiği sıcaklık gerçekti; ama Chris, bu sıcaklığın hiçbir zaman tam olarak içini dolduramadığını hissetti. Belki de bu yüzden sürekli daha fazlasını aradı: daha fazla alkış, daha fazla sevgi, daha fazla gülüş. Çocukluğunun sıradan mutluluklarının arasına sıkışmış bu derin açlık, ilerleyen yıllarda onun hem sanatının yakıtı hem de yıkımının fitili oldu.

Marquette Üniversitesi

Lise yıllarını Edgewood High School’da geçiren Chris Farley, o dönemde halihazırda çevresini etkisi altına alan bir kişilikti. Futbol oynadı, güreş takımında yer aldı ve sınıfın en gürültülü öğrencisi olmayı hiç bırakmadı. Üniversite için Milwaukee’deki Marquette Üniversitesi’ni seçti; Cizvit geleneğiyle yoğrulmuş bu Katolik kurumda önce iletişim, sonra tiyatro bölümüne geçti. Tiyatro, Chris için yalnızca bir ders değildi; dünyayla kurduğu ilişkinin en dürüst hali buydu. Sahnede olduğunda herkes ona bakıyordu ve o bakışlar altında gerçekten var olduğunu hissediyordu.

Marquette’de doğaçlama komedisine olan ilgisi netleşti. Mezun olduktan sonra ailesinin desteğiyle ImprovOlympic ve Second City gibi Chicago’nun efsanevi doğaçlama tiyatrolarına yöneldi. Second City, John Belushi ve Bill Murray gibi devleri yetiştirmiş, Amerikan komedisinin gerçek okulu sayılan bir yerdi. Chris burada hızla dikkat çekti; kitleyi okuma kapasitesi, fiziksel komediye olan hakimiyeti ve sınırı zorlama cesareti onu kısa sürede öne çıkardı. Sahne arkadaşları onunla çalışmaktan keyif alıyordu çünkü Chris sahnede tamamen kendini veriyordu, hiçbir şeyi saklı tutmuyordu. Bu eksiksiz kendini teslim ediş, izleyicinin kalbine doğrudan ulaşıyordu.

Saturday Night Live: Fırtına Kapıdan Giriyor

1990 yılında Lorne Michaels, Chris Farley’yi Saturday Night Live kadrosuna dahil etti. Bu karar, hem SNL hem de Farley için bir dönüm noktasıydı. O dönemki kadro zaten güçlüydü: Mike Myers, Dana Carvey, Phil Hartman ve daha sonra katılacak olan Adam Sandler ile David Spade. Ama Farley, bu kadronun içinde bile apayrı bir enerji oluşturuyordu. İlk sezonunda henüz küçük roller üstlenirken bile, her çıkışında stüdyo seyircisini ayağa kaldırıyordu. Zamanla Matt Foley adında bir karakter yarattı: Motivasyon konuşmacısı olan, karısı kendisini terk etmiş, kırk iki yaşında karavan içinde yaşayan, sürekli dramatik düşen ve bağıran bu adam, SNL tarihinin en sevilen karakterlerinden biri haline geldi. Farley bu karakteri oynarken gerçekten düşüyor, gerçekten bağırıyor ve gerçekten kendini salonun zeminine atıyordu. Kazanımı basitti ama etkisi büyüktü: İzleyen herkes gülerken aynı zamanda bir şeyler hissediyordu.

Chris, sahneye çıktığında odadaki hava bile değişirdi. Bir şey yapacağını bilirdin, ne yapacağını bilemezdin; ama ne yaparsa yapsın, onun için her şeyi yapacağını da bilirdin.

— Adam Sandler

SNL yılları Farley için hem en parlak hem de en yorucu dönemdi. Haftalık canlı yayın temposu, provalar, yazarlarla geçen uzun geceler ve bitmek bilmeyen baskı; herkes için ağırdı ama Farley için biraz daha ağırdı. Çünkü o, sahne dışında da “Chris Farley” olmaya devam etmeye çalışıyordu. Herkesin beklediği o enerjiyi, o gürültüyü, o canlılığı sürdürmek; zaman zaman kendisini tüketiyordu. Alkole ve maddeye yönelişi bu yıllarda hız kazandı. Ama SNL’deki çalışma arkadaşları onu seviyordu; bazen endişeyle, bazen çaresizce, ama her zaman içtenlikle.

Tommy Boy: Kendi Olmak En Zor Rol

1995 yılında vizyona giren “Tommy Boy”, Chris Farley’nin sinema kariyerinin zirvesi ve aynı zamanda en özgün eseri oldu. Babası ölen ve şirketi batmak üzere olan varoşun çocuğu Tommy Callahan’ı canlandırdığı bu film, basit bir yol komedisi gibi görünürken aslında Farley’nin doğasını yansıtan bir aynaya dönüştü. Tommy da Chris gibi biraz sakar, biraz yüreğinin sesini dinleyen ve sürekli bir şeyleri mahvederken yine de sevilmeyi başaran bir adamdı. Film, David Spade ile kurduğu o tatlı-sert ikiliyle de güçlendi; Spade’in kuru, keskin zekâsı ile Farley’nin patlamaya hazır enerjisi arasındaki denge, ikisini de en iyi halleriyle gösterdi.

“Tommy Boy”, eleştirmenlerden çok iyi notlar almadı. Bazı gazeteciler filmi fazla kaba, fazla öngörülebilir buldu. Ama izleyiciler farklı düşünüyordu. Film, gişede beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve özellikle Kuzey Amerika’da kültleşti. İnsanlar Tommy Boy’u tekrar tekrar izledi; çünkü Farley’nin o filmde gerçek olduğunu hissedebiliyorlardı. Zorlamıyordu, numara yapmıyordu; sadece Chris Farley oluyordu ve bu bazen bir oyuncudan isteyebileceğiniz en büyük şeydir. Film ilerleyen yıllarda Amerikan pop kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldi; sahneleri defalarca alıntılandı, replikler nesiller boyu tekrarlandı.

Black Sheep ve Devam Eden Hollywood Macerası

Tommy Boy’un ardından yönetmen Tom Brady ve yapımcı Lorne Michaels ile yeniden bir araya gelen Farley, 1996’da “Black Sheep” (Kara Koyun) filminde David Spade ile yoluna devam etti. Senaryo bu kez bir senatör adayının varlığından utandığı kardeşi konu alıyordu; Farley yeniden taşkın, sevimli ve kaçınılmaz biçimde felaket üretimine meyilli bir karakteri canlandırdı. Film de Tommy Boy gibi eleştirmenlerden pek iyi not almadı ama sinema salonlarını dolduran seyirci bunu pek umursamadı. Farley, izleyicide yarattığı o içten sevecenlik hissinin gerçekten nadir bir şey olduğunu kanıtlamaya devam etti.

Bilinmeyenler

Chris Farley, Beverly Hills Cop 3 için yapılan görüşmelerde ciddi bir aday olarak değerlendirilmişti. Ayrıca Shrek filminde Shrek’in sesini yapacaktı; karakterin tüm diyaloglarını kayıt altına almıştı. Farley’nin ölümünün ardından rol Mike Myers’a gitti.

Bu dönemde Farley, kariyerini daha geniş bir platforma taşımak için çalışmalar yürütüyordu. Hollywood’un büyük stüdyoları onunla ciddi projeler için görüşmeler yapıyordu. Shrek animasyon filminde başrolün sesini Farley yapacaktı ve tüm diyalogları seslendirmişti bile. Beverly Hills Cop serisinin üçüncü filminde de ismi geçiyordu. Hayatı boyunca John Belushi’ye duyduğu hayranlığı artık dışarıdan bir izleyici olarak değil, aynı ligin oyuncusu olarak yaşıyordu. Ama tıpkı Belushi gibi, bu parlak yükselişin gölgesinde durdurulamayan bir düşüş de devam ediyordu.

Beverly Hill Ninja ve Son Filmler

1997 yılında gösterime giren “Beverly Hills Ninja”, Farley’nin son tamamlanmış uzun metraj filmi oldu. Ninja eğitimi almış, Japonya’da büyümüş ama hiçbir becerisi olmayan hantal bir Batılıyı canlandırdığı bu film; fiziksel komedinin sınırlarını zorlayan sahneler içeriyordu. Farley bu filmde de kendinden hiçbir şey saklamadı; her düşüşü, her çarpışmayı, her hantal hareketi tam anlamıyla üstlendi. Film vizyona girdiğinde Farley hayattaydı ve filmin gişe başarısını gördü. Eleştirmenler yine ikiye bölündü; ama izleyiciler, o sinemalara o adamı izlemeye gittiğini ve ondan aldığını biliyordu.

Çekimlerin son aşamalarında ve film çıktıktan sonraki aylarda Farley’nin çevresindekiler onda giderek artan bir yorgunluk ve içe çekilme hissettirdiğini söyledi. O yıl birçok rehabilitasyon programına girip çıktı. Arkadaşları, kardeşleri ve yeteneklerine inanan yapımcılar defalarca el uzattı. Kimi zaman tutunuyordu; kimi zaman salıveriyordu kendini. Bu çatışma, dışarıdan bakan için anlaşılması güç ama yaşayan için kaçınılmaz gibi görünen bir sarmalı oluşturuyordu. Chris Farley, o sarmalın içinde hem en iyi hem de en kötü versiyonuyla aynı anda var olmaya çalıştı.

John Belushi’nin Gölgesi: Hayranlık mı, Kader mi?

Chris Farley, John Belushi’ye duyduğu hayranlığı hiçbir zaman saklamadı. Belushi; aynı Second City sahnelerinde yürümüş, aynı SNL stüdyosunda performans göstermiş, aynı kontrolsüz fiziksel enerjiyi komedisinin merkezine koymuştu. Ve 1982’de, otuz üç yaşında, uyuşturucu aşırı dozu nedeniyle hayatını kaybetmişti. Farley, Belushi’nin ölümünü biliyordu. Bunu arkadaşlarıyla defalarca konuştu, hatta zaman zaman kendi benzerliğinden açıkça söz etti. “Umarım onun gibi olmam,” dedi bir keresinde. Ama bu farkındalık, onu koruyacak kadar güçlü değildi.

Psikologlar ve bağımlılık uzmanları bu tür vakaları “bilgi ile eylem arasındaki uçurum” olarak tanımlar. Kişi neyin yanlış gittiğini bilir; hatta bunu dile getirebilir, analiz edebilir. Ama o bilgiyi davranışa dönüştürmek, özellikle kimliğinin temel unsurlarından biriyle bağlantılı bir bağımlılık söz konusu olduğunda, o kadar basit değildir. Farley için güldürmek ve risk almak ayrılamaz biçimde iç içe geçmişti. Sahne tehlikeliydi çünkü gerçekti. Gece tehlikeliydi çünkü sessizdi. Ve sessizlik, Farley için hep en korkunç şey oldu.

Chris, herkesi mutlu etmek istiyordu. Odadaki herkes gülümsüyorsa mutluydu. Odada üzgün biri varsa, bu onu rahatsız ederdi. Sahneye çıkmasının asıl sebebi buydu. Ama her gece eve döndüğünde, o odada yalnızca kendisi kalırdı.

— Tom Arnold, yakın arkadaşı

18 Aralık 1997: Bir Sessizlik Aniden İniyor

18 Aralık 1997 sabahı, Chris Farley’nin kardeşi onu Chicago’daki dairesinde hareketsiz buldu. Olay yerinde yapılan incelemeler, ölüm nedeninin kokain ve morfin aşırı dozu olduğunu ortaya koydu. Otopsi raporuna göre kalp hastalığı da bu tabloyu ağırlaştırmıştı; Farley, yıllardır hem bağımlılıkla hem de ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Öldüğünde otuz üç yaşındaydı. Tam olarak John Belushi’nin öldüğü yaştaydı. Bu tesadüf, haberi duyanlar arasında tüyler ürpertici bir yankı uyandırdı; ama aslında tesadüf değildi. Biri kendini zorla oraya götürmüştü.

Haberin yayılması, Amerikan komedisi dünyasında derin bir şok dalgası yarattı. Adam Sandler o hafta SNL’de sahnelediği haraç-ı meziyat parçasıyla Farley’yi andı ve yüzlerce izleyici gözyaşlarını tutamadı. David Spade, kaybın üzerinden yıllar geçse de bu konuyu konuşmaktan uzun süre kaçındığını itiraf etti. Lorne Michaels, SNL tarihinde böylesine ağır bir kayıp yaşamadığını söyledi. Farley’nin cenaze törenine Wisconsin’deki küçük kilisede binlerce kişi katıldı; komedyanlar, yapımcılar, eski sınıf arkadaşları, ailesi. Hepsi ağladı. Çünkü Chris Farley’nin ölümü, bir insanın değil, bir sıcaklığın kaybedilmesi gibi hissettiriyordu.

Bıraktığı Miras: Güldürmek Bir Sanattır

Chris Farley’nin ardında bıraktığı miras, onun beklenmedik kadar uzun ömürlü oldu. Ölümünden yıllar sonra Tommy Boy ve Black Sheep gibi filmleri yeni kuşaklar tarafından keşfedildi; streaming platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu filmler hiç olmadığı kadar geniş kitlelere ulaştı. Genç komedyanlar, Farley’nin sahnede sergilediği o tam anlamıyla kendini verişi, o hesapsızlığı ve o fiziksel cesareti bir referans noktası olarak kullanmaya devam etti. Will Ferrell, Adam Sandler ve daha birçok isim; Farley’nin yarattığı kaba ama sevimli, taşkın ama zararlı olmayan komedi anlayışının devamcıları arasında sayılabilir.

2015 yılında kardeşi Tom Farley Jr., Chris hakkında kapsamlı bir biyografi kitabı yayımladı. Kitap; ailenin anılarını, yakın arkadaşların tanıklıklarını ve Chris’in kendi mektuplarını bir araya getirerek kamuoyunun gördüğü maskeli imajın arkasındaki gerçek insanı anlattı. Bu kitap, Farley’nin salt bir “komedi bombası” olarak değil, gerçekten derinlikli ve karmaşık bir insan olarak hatırlanmasına katkı sağladı. Hayata tutunma ve kendini kaybetme arasındaki o çileli gerilimi; sadece Farley’nin değil, pek çok insanın yaşadığı bir mücadelenin yansıması olarak ele aldı.

Chris Farley’yi Anlamak: Güldüren Adam Neden Üzgündü?

Chris Farley, hayatının hiçbir döneminde komik olmayı bırakmadı. Ama komik olmak ile mutlu olmak arasındaki derin mesafeyi de hiçbir zaman tamamen kapatamaadı. Gülüştürdüğü her insan, ona gerçek bir şey veriyordu; ama o gerçek şey, bir sonraki güne kadar yetmiyordu. Bu, Farley’ye özgü bir zayıflık değil; sahnede var olan pek çok büyük komedyanın paylaştığı varoluşsal bir paradokstur. Güldürmek bir bağ kurmaktır; ama o bağ, sahne kapanınca çözülür. Ve o çözülme anı, bazıları için dayanılmaz gelir.

Farley’nin hikâyesi bugün, yalnızca bir komedyanın trajik biyografisi olarak değil; bağımlılık, depresyon ve kamusal kimlik baskısı üzerine önemli bir anlatı olarak da okunmaktadır. Onun deneyimi, eğlence endüstrisinin üretici makinesi içinde insanların nasıl tüketilebildiğini, “sürekli komik ol” beklentisinin ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu ve yardım istemek ile “güçlü görünmek” arasındaki o yıkıcı çatışmayı gözler önüne serdi. Bu açıdan Farley, sinema tarihinde kalıcı bir yer edinirken aynı zamanda çok daha geniş bir insanlık tartışmasının da parçası haline geldi.

Ve nihayetinde Chris Farley şunu bıraktı geriye: Gerçek gülüşü. Hile yapmadan, ucuza kaçmadan, hesap kitap yapmadan elde edilen o saf, çocuksu, içten gülüşü. Perde kapanınca sönen bir şey değil; yıllarca geçmişi olmayan insanların bile ekranda karşılaştığında anlık olarak hissettiği o sıcaklığı. Bu, nadir bir miras. Ve Chris Farley, bunu hak ederek kazandı.

 

Adı Soyadı Christopher Crosby Farley
Doğum Tarihi 15 Şubat 1964
Doğum Yeri Madison, Wisconsin, ABD
Ölüm Tarihi 18 Aralık 1997
Ölüm Yeri Chicago, Illinois, ABD
Uyruk Amerikalı
Boy ~178 cm
Burcu Kova (15 Şubat)
Eğitim Marquette Üniversitesi — İletişim / Tiyatro Bölümü (mezun: 1986)
Meslek Komedyan, Oyuncu, Seslendirme Sanatçısı
Aktif Yıllar 1986 – 1997
Ünlü Yapımlar Saturday Night Live, Tommy Boy, Black Sheep, Beverly Hills Ninja

 

 

 

 

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.

ADINIZ

E-POSTA

YORUMUNUZ

antalya escort