Barbara McClintock Kimdir?

Barbara McClintock Kimdir?
Gerçek Adı: Barbara McClintock
Doğum Tarihi: 1902
Doğum Yeri: Hartford, Connecticut, ABD
Boyu: Bilgi mevcut değil
Kilosu: Bilgi mevcut değil
Burcu: İkizler
Medeni Hali: Bekardı
Eğitim Durumu: Cornell Üniversitesi (B.S. 1923, M.S. 1925, Ph.D. 1927)

1983 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü tek başına kazanan Amerikalı genetikçi Barbara McClintock kimdir? “Zıplayan genler” (jumping genes) olarak bilinen mobil genetik elementleri keşfederek genetik biliminin temel taşlarından birini döşemiştir. Onun buluşu sayesinde, genlerin kromozomlar üzerinde sabit ve değişmez yapılar olmadığı, aksine hareket edebildikleri ve komşu genlerin aktivitesini etkileyebildikleri anlaşılmıştır.

Bu keşfi, zamanının çok ötesinde olduğu için on yıllar boyunca bilim dünyası tarafından görmezden gelinmiş, ancak McClintock kendi bildiğinden asla vazgeçmemiştir.

Barbara McClintock Biyografisi

Barbara McClintock biyografisi şöyle devam ediyor:  16 Haziran 1902 tarihinde ABD’nin Connecticut eyaletine bağlı Hartford şehrinde dünyaya geldi. Bir doktorun kızı olan McClintock, dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuydu. Çocukluk yılları Connecticut ve New York arasında geçti ve daha o yaşlardan itibaren bilime karşı derin bir ilgi duydu. Ailesi maddi sıkıntılar yaşıyordu ve bu durum, onun eğitim hayatında önemli bir engel olarak karşısına çıkacaktı.

Barbara McClintock liseden mezun olduktan sonra üniversiteye gitmek istiyordu, ancak en büyük engel kendi annesinden geldi. Annesi Sara Handy McClintock, bir kız çocuğunun üniversite diploması almasının evlenme şansını azaltacağını düşünüyordu. Ailenin maddi durumu da zaten iyi değildi.

McClintock daha sonra bu dönemi anlatırken, annesinin üniversite eğitimine şiddetle karşı çıktığını söyleyecekti. Neyse ki babası Thomas Henry McClintock, I. Dünya Savaşı’nda Fransa’daki Ordu Tıbbi Kolordusu’ndan döndükten sonra araya girdi ve kızının üniversiteye gitmesine izin verilmesini sağladı. 1919 yılında, 17 yaşındayken, Barbara McClintock Cornell Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne kaydoldu.

Barbara McClintock genetikle nasıl tanıştı?

Cornell’de bir biyoloji öğrencisi olarak başlayan McClintock’un hayatı, 1921 yılında aldığı bir dersle tamamen değişti. Genetik, 1920’lerde hâlâ yeni bir disiplindi ve Cornell Üniversitesi sadece bir tane lisans genetik dersi sunuyordu. Dersi veren bitki genetikçisi Claude B. Hutchison, McClintock’un konuya olan coşkusundan o kadar etkilenmişti ki, onu yalnızca yüksek lisans öğrencilerine açık olan ileri seviye genetik dersine davet etti. McClintock bu telefon görüşmesinin kaderini belirlediğini söyleyecekti. Ayrıca Profesör Lester W. Sharp’ın verdiği sitoloji (hücre yapısı ve işlevleri bilimi) dersinde, kromozomların yapısı ve hücre bölünmesi sırasında neler olduğuyla ilgilenmeye başladı. Bu iki alanı birleştirerek sitogenetik alanında uzmanlaşmaya karar verdi. Bu, onun tüm kariyerini şekillendirecek bir karardı.

Cornell’de eğitimine büyük bir başarıyla devam etti: 1923’te lisans (B.S.), 1925’te yüksek lisans (M.Sc.) ve 1927’de doktora (Ph.D.) derecelerini botanik alanında tamamladı.

McClintock’un tüm araştırmalarının merkezinde mısır (Zea mays) bitkisi yer alıyordu. Mısır, genetik çalışmalar için biçilmiş kaftandı çünkü her bir koçanın üzerinde genetik olarak birbirinden farklı yüzlerce tane bulunuyordu. Bu sayede araştırmacılar, belirli özelliklerin (örneğin tane rengi) nesiller boyunca nasıl aktarıldığını istatistiksel olarak kolayca inceleyebiliyordu. McClintock, tarladaki her bir bitkiyi tek tek tanıdığını ve onları baştan sona gözlemlemeden hikâyeyi tam olarak anlayamayacağını söylerdi.

Barbara McClintock’un en büyük keşifleri nelerdi?

McClintock’un bilimsel dehası, birbiri ardına gelen bir dizi çığır açıcı keşifle kendini gösterdi.

1. Kromozomlar genlerin taşıyıcısı mıdır? (1931 Keşfi)

McClintock’un kariyerindeki ilk büyük patlama, yüksek lisans öğrencisi Harriet Creighton ile birlikte yaptığı çalışmayla geldi. 1931 yılında yayınladıkları makaleyle, genlerin fiziksel olarak kromozomlar üzerinde bulunduğunu ve mayoz bölünme sırasında kromozomların “crossing over” adı verilen bir mekanizmayla genetik bilgiyi değiş tokuş edebildiğini deneysel olarak kanıtladılar. Bu keşif, Thomas Hunt Morgan’ın öne sürdüğü ancak henüz kanıtlanmamış hipotezini doğruluyordu ve genetiğin en temel ilkelerinden biri haline geldi. Aynı dönemde, kromozomların uç kısımları olan telomerlerin varlığını da hipotez olarak ortaya koydu. Bugün telomerlerin yaşlanma ve kanserle ilişkisini biliyoruz; McClintock bu alanın da temelini atmıştı.

2. Zıplayan genler nedir? (1940’ların Keşfi)

McClintock’u ölümsüzleştiren keşif, 1944 yılında Cold Spring Harbor’da yaptığı gözlemlerle başladı. Mısır tanelerinin renk desenlerindeki kararsız değişimleri incelerken, standart genetik kurallarıyla açıklanamayacak bir düzensizlik fark etti. Renk genleri, nesiller boyunca beklenmedik şekillerde açılıp kapanıyor, bazen tümüyle kayboluyor, bazen de yeniden ortaya çıkıyordu.

McClintock, bu olağandışı durumdan sorumlu iki genetik bölge keşfetti ve onlara Dissociator (Ds – Ayrıştırıcı) ve Activator (Ac – Aktivatör) adlarını verdi. Bu elementlerin sıradan genlerden çok farklı bir özelliği vardı: kromozom üzerinde yer değiştirebiliyorlardı. Bir “zıplayan gen” başka bir genin içine sıçradığında, o geni etkisiz hale getiriyor, başka bir yere sıçradığında ise gen tekrar aktif olabiliyordu. McClintock bu mekanizmaya “transpozisyon” adını verdi ve bu elementleri de “kontrol elementleri” (controlling elements) olarak tanımladı. Ona göre bu elementler, tıpkı bir elektrik devresindeki anahtarlar gibi, diğer genlerin ne zaman ve nasıl çalışacağını düzenliyordu.

Bilim dünyası Barbara McClintock’un keşfine nasıl tepki verdi?

McClintock, bulgularını ilk kez 1951 yılında Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nın yıllık sempozyumunda meslektaşlarına sundu. Beklediği heyecan ve takdir hiç gelmedi. Tam tersine, salondaki bilim insanları onun teorisini ya anlamadı ya da düpedüz düşmanca bir tavırla reddetti. McClintock yıllar sonra bu anı şöyle anlatacaktı: “Benim deli olduğumu, tamamen kaçtığımı düşündüler”.

Tepkiler o kadar şiddetliydi ki McClintock, 1953 yılından itibaren bulgularını yayınlamayı ve konferanslarda konuşmayı tamamen bıraktı. Bu kararı, meslektaşlarının “zorlamalarından” bıktığı için almıştı. Daha sonra bu konuda şunları söyledi: “Yıllar boyunca, yorumlarımı savunmak zorunda olmamaktan gerçekten keyif aldım. Sadece büyük bir keyifle çalışabiliyordum”. Ancak asla araştırmayı bırakmadı. Yıllar boyunca laboratuvarında sessizce çalışmaya devam etti.

Barbara McClintock haklı çıktı mı?

Onu haklı çıkaran şey, moleküler biyolojinin ilerlemesi oldu. 1960’ların sonu ve 1970’lerde, bakterilerde ve meyve sineklerinde de transpozonlar (zıplayan genler) keşfedildi. Bilim dünyası, McClintock’un on yıllar önce mısırda gözlemlediği fenomenin aslında evrensel bir genetik mekanizma olduğunu nihayet fark etti. 1980’lere gelindiğinde, zıplayan genlerin antibiyotik direncinden kansere, evrimsel adaptasyondan gen düzenlemesine kadar birçok alanda kritik rol oynadığı anlaşılmıştı.

McClintock’un keşiflerinin önemi anlaşıldığında, ödüller birbiri ardına gelmeye başladı. 1981 yılında, MacArthur Vakfı’nın ilk Deha Bursunu alanlardan biri oldu. Aynı yıl Albert Lasker Temel Tıbbi Araştırma Ödülü’nü de kazandı.

Barbara McClintock’a Nobel Ödülü

1983 yılında, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Barbara McClintock’a Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü “mobil genetik elementleri keşfi” nedeniyle verdi. Bu ödülü tek başına kazanan ilk kadın olma unvanını da elde etti. Keşfinden tam 32 yıl sonra gelen bu ödül, bilim tarihinin en geç ama en hak edilmiş takdirlerinden biriydi.

McClintock ödülü radyodan öğrendi çünkü evinde telefon yoktu. Ödül törenine giderken bile karakteristik alçakgönüllülüğünü korudu. Cold Spring Harbor kampüsünde basınla görüşmeden önce sabah rutini olan ceviz toplama yürüyüşünü yapmaya devam etti. Nobel konuşmasında, kariyeri boyunca hiçbir zaman fikirlerini savunma ihtiyacı hissetmediğini söyledi: “Ne dedikleri umurumda değildi. Sadece doğru olduğumu biliyordum”.

Barbara McClintock’un diğer başarıları

McClintock sadece Nobel Ödülü ile değil, sayısız başka ödül ve onurla da tanındı:

  • 1944: ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen üçüncü kadın oldu
  • 1945: Genetik Derneği’nin (Genetics Society of America) ilk kadın başkanı seçildi
  • 1970: ABD Ulusal Bilim Madalyası’nı (National Medal of Science) alan ilk kadın oldu
  • 1989: İngiltere Kraliyet Cemiyeti’ne (Royal Society) Yabancı Üye seçildi

Ayrıca, hayatı boyunca 15 farklı üniversiteden fahri doktora derecesi aldı. 1973 yılında, Cold Spring Harbor Laboratuvarı’ndaki binalardan birine onun adı verildi.

Barbara McClintock epigenetiğin öncüsü müydü?

Evet. McClintock sadece “zıplayan genler” ile değil, aynı zamanda epigenetiğin de öncülerinden biri olarak kabul edilir. Kontrol elementleri teorisiyle, genlerin sadece DNA diziliminden ibaret olmadığını, gen ifadelerinin kontrol edilebileceğini ve bu kontrollerin kalıtsal olabileceğini – yani bugün epigenetik dediğimiz alanın temelini – çok önceden sezmişti.

McClintock, bilim dünyasının “münzevi dehası” olarak tanımlanırdı. O, kariyer basamaklarını tırmanmaya hiç önem vermemiş, tamamen bilimsel merakına odaklanmış bir bilim insanıydı. Asla evlenmedi ve tüm yaşamını araştırmalarına adadı. Meslektaşları onu “çok sıradışı bir kişi, kimseden bir şey beklemeyen, kararlı bir şekilde bağımsız” olarak tanımlıyordu. Cold Spring Harbor’daki çalışma ortamı hakkında ise şunları söylüyordu: “Sabah kalkıp işe gitmek için sabırsızlanıyordum. Yaptığım işle o kadar ilgiliydim ki”.

Barbara McClintock Ölümü

Barbara McClintock, 2 Eylül 1992 tarihinde New York, Huntington’da 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. 1992 yılına kadar, resmî olarak emekli olduktan sonra bile Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nda fahri bilim insanı (scientist emerita) olarak çalışmalarına devam etti.

 

Künye Bilgisi Detay
Gerçek adı: Barbara McClintock
Doğum yılı:  1902
Doğum yeri: Hartford, Connecticut, ABD
Ölüm Tarihi: 2 Eylül 1992 (90 yaşında)
Boyu: Bilgi mevcut değil
Kilosu: Bilgi mevcut değil
Burcu: İkizler (Gemini)
Medeni Hali: Bekardı
Eğitimi: Cornell Üniversitesi (B.S. 1923, M.S. 1925, Ph.D. 1927)
İnsanlığa Kattığı Şeyler: Zıplayan genlerin (transpozonlar) keşfi; Genetik crossing-over mekanizmasının deneysel kanıtı; Telomer kavramının ortaya atılması; Epigenetiğin öncülüğü; Nobel Ödülü’nü tek başına kazanan ilk kadın.

 

Kaynakça

  • orgThe Nobel Prize in Physiology or Medicine 1983 – Barbara McClintock Facts. Nobel Prize Outreach AB.
  • Cold Spring Harbor Laboratory. Building McClintock Laboratory. CSHL.
  • orgBarbara McClintock – Women Who Changed Science. Nobel Prize Outreach AB.
  • Encyclopaedia Britannica. Barbara McClintock – 100 Women Trailblazers.
  • Cold Spring Harbor Laboratory. Barbara McClintock – Personal Collections. CSHL.
  • Royal Society. Jumping Genes – Eloise Barber celebrates Barbara McClintockorg.
  • Cold Spring Harbor Laboratory. One experiment: McClintock’s historic discovery. CSHL.
  • Time Magazine. Science: Jumping Genescom.
  • European Molecular Biology Laboratory (EMBL). Barbara McClintock – Visionary geneticistorg.
  • National Institutes of Health (NIH). *Controlling Elements: Cold Spring Harbor, 1942-1967 – Barbara McClintock Papers*. nih.gov.

 

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.

ADINIZ

E-POSTA

YORUMUNUZ

ataşehir escort bodrum escort izmit escort escort antalya antalya escort