George Hitchings Kimdir?

George Hitchings Kimdir?
Gerçek Adı: George Herbert Hitchings
Doğum Tarihi: 1905
Doğum Yeri: Hoquiam, Washington, ABD
Boyu: -
Kilosu: -
Burcu: koç
Medeni Hali: Evliydi
Eğitim Durumu: University of Washington (BS 1927, MS 1928), Harvard University (PhD 1933)

George Herbert Hitchings kimdir, biyografisi ve başarıları nelerdir? Akılcı ilaç tasarımının kurucularından biri olarak kabul edilen, 1988 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazanan Amerikalı doktor ve biyokimyagerdir. Gertrude Elion ve James Black ile paylaştığı bu ödül, tıp tarihinin akışını değiştiren lösemiden sıtmaya, organ naklinden herpes enfeksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede hayat kurtaran ilaçların geliştirilmesinin öyküsüdür.

George Hitchings, bir bilim insanı olarak “akılcı” (rasyonel) yaklaşımıyla tanınır. Ondan önce ilaç keşfi, büyük ölçüde “dene ve yanıl” mantığına dayanıyordu; araştırmacılar rastgele kimyasalları hayvanlara enjekte ediyor ve hangisinin işe yaradığını şansa bırakıyordu. Hitchings ise bu yöntemi “kesinlikle korkunç” buluyor ve “Önce hedefini bil, sonra ona göre bir silah tasarla” diyordu. Onun geliştirdiği bu “hedefe yönelik” mantık, günümüzde tüm modern ilaç geliştirme süreçlerinin temelini oluşturmaktadır.

Hayatının İlk Yılları

George Herbert Hitchings, 18 Nisan 1905 tarihinde ABD’nin Washington eyaletindeki Hoquiam kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası George Hitchings, bir gemi inşa firmasında çalışıyordu. Henüz 12 yaşında bir çocukken, babasını zatürreden kaybetmesi onun hayatında derin bir iz bıraktı. Bu erken kayıp, belki de onu bilime ve özellikle de hastalıkların tedavisine yönlendiren ilk kıvılcımdı.

Hitchings’in ailesi, eğitime büyük önem veriyordu. Lise yıllarında kimya ve biyolojiye olan ilgisi iyice belirginleşti. 1923 yılında, mütevazı bir devlet okulu olan Washington Üniversitesi’ne kabul edildi. O dönemde birçok parlak öğrenci Doğu Yakası’ndaki prestijli üniversitelere giderken, Hitchings’in bu tercihi bir nebze de olsa maddi imkânsızlıklarından kaynaklanıyordu. Ancak bu durum, onun bilimsel başarısını asla sınırlamadı.

Eğitim Hayatı: Kimyadan Tıbba Yöneliş

Hitchings, Washington Üniversitesi’nde kimya alanında lisans eğitimini 1927 yılında tamamladı. Mezun olduktan sonra, aynı üniversitede biyokimya alanında yüksek lisans yapmaya karar verdi. 1928 yılında yüksek lisans derecesini (M.S.) aldı. Ardından, Harvard Üniversitesi’ne bağlı olan ve daha çok “Harvard’ın tıp fakültesi” olarak bilinen Harvard Tıp Okulu’nda (Harvard Medical School) biyokimya ve bakteriyoloji alanında doktora yapmak üzere eğitimine devam etti.

Ancak Hitchings’in ilginç bir özelliği vardı. O bir tıp doktoru değildi. Biyokimyasal süreçleri anlamaya o kadar kendini adamıştı ki, aslında bir hekimin yapması gereken “insanı tedavi etme” işini, laboratuvarında “molekülleri iyileştirerek” yapıyordu. 1933 yılında doktora derecesini alan Hitchings, hemen bir iş bulmakta zorlandı; Büyük Buhran’ın etkileri hâlâ devam ediyordu. Bir süre Harvard’da araştırma görevlisi olarak kaldıktan sonra, 1939’da Cleveland’daki Western Reserve Üniversitesi’nde (şimdiki Case Western Reserve Üniversitesi) tıp fakültesinde asistan profesör olarak çalışmaya başladı.

Burroughs-Wellcome’un Doğuşu

Hitchings’in kariyerinin dönüm noktası, II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, 1942 yılında yaşandı. O dönem ilaç endüstrisi, Avrupa kökenli dev şirketlerin elindeydi ve araştırma-geliştirme bölümleri neredeyse yoktu. İngiliz ilaç devi Wellcome Foundation, ABD’de bir araştırma laboratuvarı kurmaya karar verdi. Bu laboratuvarın başına, biyokimya alanında ismi duyulmaya başlayan George Hitchings getirildi.

Burroughs-Wellcome (sonradan GlaxoSmithKline’a katıldı) şirketinin Tuckahoe, New York’taki bu yeni laboratuvarı, Hitchings’e hayalini kurduğu türden bir özgürlük sağladı. Şirket yönetimi, ona “istediğin konuda, istediğin gibi araştırma yap” dedi. Hitchings bu fırsatı kaçırmadı. Hemen aklında yıllardır taşıdığı devrimci fikri hayata geçirmeye başladı: İlaçları tesadüfen değil, hücrenin kimyasını anlayarak tasarlamak.

Bilimsel Devrim: “Seçici Toksisite” Prensibi

Hitchings’in bilim dünyasına kazandırdığı en önemli kavram, “Seçici Toksisite” (Selektif Toksisite) prensibidir. Bu prensibin mantığı son derece basit ama bir o kadar da zekicedir:

  1. Sağlıklı bir insan hücresi ile bir patojenin (bakteri, virüs, kanser hücresi) DNA’sını oluşturmak için ihtiyaç duyduğu kimyasal yapı taşları (pürin ve pirimidin bazları) hemen hemen aynıdır.
  2. Ancak, bu yapı taşlarını sentezleme yollarında (metabolik yollarda) küçük farklılıklar vardır.
  3. Eğer bir patojenin kullandığı metabolik yolu keşfedersek, o patojenin bu yolunu tıkayan, ancak sağlıklı insan hücresininkine dokunmayan bir molekül (anti-metabolit) tasarlayabiliriz.

Bu teorik çerçeve, o dönem için gerçekten devrim niteliğindeydi. Hitchings, bu prensibi hayata geçirmek için yanına kimya ve biyokimya konusunda yetenekli birini alması gerektiğini biliyordu. İşte tam bu noktada, 1944 yılında, hayatının en önemli işbirlikçisi Gertrude Elion ile tanıştı. Elion, Hitchings’in teorilerini test edecek binlerce molekülü sentezleme kapasitesine sahip bir kimyagerdi. Bu ikili, tarihin en verimli bilimsel ortaklıklarından birini oluşturdu.

Hayat Kurtaran İlaçlar

Hitchings ve Elion’un bu akılcı yöntemi, tıp tarihine adını altın harflerle yazdıracak bir dizi ilacın keşfedilmesini sağladı. Hitchings, genellikle stratejiyi belirleyen, teorik çerçeveyi çizen isimdi. İşte bu iş birliğinin ürünü olan başlıca ilaçlar:

  • 6-Merkaptopürin (6-MP) (1950’ler):Bu ilaç, lösemi tedavisinde kullanılan ilk etkili kemoterapi ilaçlarından biriydi. Daha önce lösemi tanısı kesin ölüm anlamına gelirken, 6-MP çocuklarda remisyon oranlarını dramatik şekilde artırdı. Hitchings, bu başarıyı “Hücrelerin kendi kendini yok etmesini sağlayan bir numara” olarak tanımlıyordu.
  • Azatioprin (Imuran):6-MP’nin bir türevi olan Azatioprin, bağışıklık sistemini baskılayıcı (immünosüpresif) özelliğiyle organ nakli devrimini başlattı. Bu ilaç sayesinde vücut, nakledilen yabancı organı (böbrek, kalp) reddetmeyi bıraktı ve nakil cerrahisi başarıya ulaştı.
  • Allopurinol (Zyloprim):Başlangıçta kanser ilacı olarak düşünülen bu molekül, beklenen etkiyi göstermedi. Ancak Hitchings ve Elion, bu molekülün vücuttaki ürik asit seviyesini düşürdüğünü keşfetti. Allopurinol, gut hastalığının tedavisinde altın standart haline geldi.
  • Trimetoprim:Hitchings, bu antibiyotiğin geliştirilmesinde de kilit rol oynadı. Trimetoprim, bakterilerin folik asit sentezini engelleyerek çalışıyordu. Özellikle idrar yolu enfeksiyonları, zatürre gibi hastalıkların tedavisinde yaygın kullanılan etkili bir ilaç oldu.

Nobel Ödülü

George Hitchings, 1988 yılında, Gertrude Elion ve James Black ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandı. Kazanma gerekçesi, “akılcı ilaç tasarımı” yöntemi ve bu yöntemle geliştirdikleri öncü ilaçlardı. Hitchings, bu ödülü aldığında 83 yaşındaydı. Hayatının büyük bir kısmını bilime adamış bir araştırmacı için bu tanınma, belki de geç gelmişti, ancak asla anlamını yitirmemişti.

Nobel Konuşmasında, Hitchings genç bilim insanlarına şu mesajı verdi: “Bilimde başarı, doğru soruyu sorabilme cesaretidir. Veriler sizi yanlış yola götürebilir, ama iyi bir hipotez asla. Hipoteziniz, tıpkı deniz feneri gibi, karanlıkta yolunuzu aydınlatır.” Bu sözler, onun tüm kariyerini özetleyen bir manifesto niteliğindeydi.

Akademik Kariyeri

Hitchings, 1967’de Burroughs-Wellcome’un baş araştırmacısı olarak görev yaparken, aynı zamanda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde farmakoloji dersleri vermeye başladı. 1970 yılında Burroughs-Wellcome’dan emekli oldu, ancak Duke’taki görevine devam etti. 1989 yılına kadar burada ders verdi. Onun yetiştirdiği öğrenciler, bugün dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde ilaç geliştirme alanında çalışmaktadır.

Hitchings’in bilime en büyük katkısı, sadece icat ettiği ilaçlar değil, bu ilaçları üretme yöntemi olmuştur. “Bir bilim insanı olarak, bir problemi çözmek için kullandığın yöntem, çözdüğün problemden daha değerlidir” diyen Hitchings, günümüz modern farmakolojisinin felsefi temelini atmıştır.

George Hitchings, 27 Şubat 1998’de, 92 yaşında, Kuzey Karolina’daki Chapel Hill kasabasında hayata veda etti. Ölümüne kadar bilimsel merakını kaybetmeyen Hitchings, “Yapılacak o kadar çok şey var ki, ölümsüz olmalıydım” diyerek bilime olan aşkını her zaman dile getirmiştir. Onun adı, tıp tarihinde, “rasyonel ilaç tasarımının babası” olarak yaşamaya devam edecektir.

Künye / Kişisel Bilgiler

Bilgi Detay
Gerçek Adı George Herbert Hitchings
Doğum Tarihi 18 Nisan 1905
Doğum Yeri Hoquiam, Washington, ABD
Ölüm Tarihi 27 Şubat 1998 (92 yaşında)
Ölüm Yeri Chapel Hill, Kuzey Karolina, ABD
Boyu Bilinmiyor
Kilosu Bilinmiyor
Burcu Koç
Medeni Hali Evli
Eğitimi University of Washington (BS 1927, MS 1928), Harvard University (PhD 1933)
İnsanlığa Kattığı Şeyler Akılcı (rasyonel) ilaç tasarımı metodolojisi, Selektif toksisite prensibi, Lösemi tedavisinde 6-MP, Organ naklinde Azatioprin, Gut hastalığında Allopurinol

Kaynakça

  • Nobel Vakfı. (1988). George H. Hitchings – Biographical. org.
  • Nobel Vakfı. (1988). George H. Hitchings – Facts. org.
  • Hitchings, G. H., & Elion, G. B. (1984). The Chemistry of Chemotherapy. Journal of Medicinal Chemistry, 27(4), 417-424.
  • Elion, G. B. (1989). The Purine Path to Chemotherapy. Science, 244(4900), 41-47.
  • Kresge, N., Simoni, R. D., & Hill, R. L. (2005). George Hitchings and Gertrude Elion: The Purine Pathway to Drug Discovery. Journal of Biological Chemistry, 280(48), e43-e45.
  • Washington Üniversitesi Arşivleri. (2023). George Hitchings Papers. University of Washington Libraries.
  • Duke Üniversitesi. (1998, 2 Mart). George Hitchings, Nobel Laureate, Dies at 92. Duke News.

 

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.

ADINIZ

E-POSTA

YORUMUNUZ

ataşehir escort bodrum escort izmit escort escort antalya antalya escort