James Black Kimdir?
| Gerçek Adı: | James Whyte Black |
|---|---|
| Doğum Tarihi: | 1924 |
| Doğum Yeri: | Uddingston, Lanarkshire, İskoçya |
| Boyu: | - |
| Kilosu: | - |
| Burcu: | İkizler |
| Medeni Hali: | Evliydi |
| Eğitim Durumu: | University of St Andrews (Tıp Doktoru, 1946) |
James Whyte Black kimdir, kimya ve tıp alanında dünyaya neler katmıştır gelin birlikte inceleyelim: Beta-bloker ve H2 reseptör antagonisti ilaç sınıflarını geliştirerek modern tıbbın çehresini değiştiren, 1988 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazanan İskoç farmakologdur.
Onun buluşları –özellikle propranolol ve simetidin– milyonlarca hastanın hayatını kurtarmış ve kalp hastalıklarından ülserlere kadar geniş bir yelpazede tedavi devrimi yaratmıştı.
James Black’in hikayesi, aslında bir “öngörü” ve “azim” hikayesidir. O, ilaç geliştirmeye “bir hastalığı iyileştirecek bir molekül bulalım” diye değil, tam tersine “şu fizyolojik süreci engelleyen bir ajan yapalım, gerisi zaten gelir” diyerek yaklaşmıştır. Bu tersine mühendislik yaklaşımı, onun döneminde neredeyse hiç kimsenin cesaret edemediği bir yöntemdi.
Üstelik Black, bu işi bir sanatçı hassasiyetiyle yapıyordu. Arkadaşlarının deyimiyle, ilaç sektörü için milyarlar kazandıran buluşlarına rağmen, “ünvandan, şöhretten ve paradan hiç anlamayan”, sadece laboratuvarında “merak” peşinde koşan bir bilim insanıydı.

James Black Biyografisi
James Black, 14 Haziran 1924 tarihinde, İskoçya’nın Lanarkshire bölgesindeki Uddingston kasabasında, beş erkek çocuğun dördüncüsü olarak dünyaya gelmiştir . Babası bir maden mühendisiydi ve maden ocağında çalışarak ailesini geçindiriyordu. Sıkı bir Baptist inancına sahip aile ortamı, ona küçük yaşlardan itibaren “başkalarına kendinden daha az saygı duymama” ilkesini aşılamış, bu da onun ilerideki hem politik hem de idari tutumunu şekillendirmiştir.
Black, lise eğitimini Fife bölgesindeki Beath Lisesi’nde tamamladı. Matematik öğretmeni Dr. Waterson’ın teşvikiyle, henüz 15 yaşında, St Andrews Üniversitesi’nin giriş sınavına girme cesareti gösterdi . Sınavı kazandı ve Patrick Hamilton Yatılı Bursu’nu alarak üniversiteye adım attı. Bu burs olmasaydı, ailesinin bütçesinin bir başka üniversite öğrencisini daha kaldırmasının mümkün olmayacağını itiraf eden Black, bu fırsatı bir tür “kader lütfu” olarak görmüştür.
St Andrews’da tıp eğitimi alırken, bir yandan da kendini müziğe ve matematikte adamıştır. Özellikle, Victorians’ın büyük çok yönlü bilgini D’Arcy Wentworth Thompson ile tanışması, onun bilimsel gelişiminde bir kırılma noktası oldu. Black, daha sonra Thompson’ın kendisine “anlamlı bir şekilde yaşamanın keyfini” öğrettiğini söyleyecektir. 1946 yılında tıp fakültesinden mezun oldu. Mezuniyetinin hemen ardından, bir öğrenci balosunda tanıştığı ve biyokimya eğitimi alan Hilary Vaughan ile evlendi.

Bir Fizyolog Olarak İlaç Tasarımı
Black, tıp doktoru olarak mezun olmasına rağmen hiçbir zaman hekim olarak çalışmadı. Dönemin üst düzey doktorlarının hastalara “yataktaki fıtık” gibi nesneleştirici yaklaşımından iğrenmiş, “insanlıktan yoksun” bulduğu klinik tıp pratiğine sırtını dönmüştü. Bunun yerine, fizyolojinin laboratuvar ortamında, “bilgiyle bir aşk yaşamaya” karar verdi.
Onun en büyük devrimi, yöntemindeki bu sıra dışılıktı. O dönemde ilaç şirketleri rastgele kimyasal moleküller sentezleyip hayvanlar üzerinde test ederek “bu hangi hastalığa iyi gelir?” diye arıyorlardı. Black ise tam tersini yaptı: Önce bir fizyolojik problemi belirledi (örneğin, stres altında kalbin aşırı hızlanması), ardından bu problemi çözecek molekülü mantıksal çıkarımlarla “tasarladı”
Kendini bir “farmakolojik alet yapıcısı” (pharmacological toolmaker) olarak tanımlayan Black için amaç, ilaç yapmak değil; bir fizyoloji sorusunu cevaplayacak kimyasal “anahtarı” üretmekti. “Tek vaat ettiğim şey, bir fizyoloji sorusuna cevap verebilecek yeni bir farmakolojik ajan geliştirebileceğimdi. Herhangi bir fayda, bu cevabın içinde zaten mevcuttu” diyordu.
Propranolol’ün Keşfi
James Black’in ilk büyük başarısı, kalp hastalıkları alanında devrim yaratan propranolol adlı ilacın keşfiydi. Bu keşfin ilham kaynağı, üniversitenin dördüncü yılındayken babasının geçirdiği kalp kriziydi. Stresli bir günün ardından gelen bu ölüm, onun zihninde bir soru işareti bırakmıştı: “Eğer kalp stresin etkilerinden korunabilseydi, bu ölümcül hasar meydana gelmez miydi?” .
1950’lerde Glasgow Veterinerlik Okulu’nda fizyoloji bölümü kurarken, bu sorunun peşine düştü. Angina pektoris (göğüs anjini) hastalarında kalbin oksijen ihtiyacının arttığını, ancak daralmış damarlar nedeniyle bu ihtiyacın karşılanamadığını biliyordu. Dönemin bilim insanları oksijen tedarikini artırmaya odaklanmışken, Black tersini düşündü: Ya talebi azaltırsak? Yani kalbin daha yavaş ve daha az kuvvetle atmasını sağlayarak oksijen tasarrufu yaparsak?

Raymond Ahlquist’in 1948’de ortaya attığı, adrenalinin etkilerini α ve β olmak üzere iki tip reseptör aracılığıyla gösterdiği hipotezinden yola çıktı. Black, kalbin hızlanmasından sorumlu olan β-reseptörlerini bloke eden bir ajan arıyordu. Bu fikriyle gittiği ICI Pharmaceuticals, onu işe alarak destekledi. Uzun denemeler sonucunda, 1964 yılında propranolol piyasaya sürüldü. Bu ilaç, anjin tedavisinde çığır açtı; sadece göğüs ağrısını hafifletmekle kalmadı, aynı zamanda yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini de azalttı. Propranolol, dijitalinden sonra kalp hastalıkları tedavisinde yapılmış en büyük keşif olarak değerlendirilmiştir.
Simetidin Ülser Tedavisinde Devrim
Propranolol’ün başarısı, James Black’i tatmin etmemiş, aksine daha da meraklandırmıştı. Artık aynı mantığı, yani bir reseptörü bloke ederek hastalık tedavi etme prensibini, farklı bir alana uygulamak istiyordu. Hedefi: Mide ülseri.
O dönemde tıp dünyası, mide asidi salgısının ana uyarıcısının gastrin hormonu olduğuna inanıyordu. Black ise, daha önce kimsenin ciddiye almadığı bir moleküle, histamine odaklanmıştı. O sırada bilinen antihistaminikler (alerji ilaçları), mide asidini bloke etmiyordu. Black, bunun nedeninin, histaminin mide üzerinde farklı bir reseptör (H2) üzerinden etki göstermesi olduğunu öngördü.
ICI’nin bu projeye sıcak bakmaması üzerine 1964’te Smith, Kline & French’e (SKF) geçen Black, teorisini kanıtlamak için kolları sıvadı. Yıllar süren başarısız denemelerin ardından, 1972’de ekibi ilk etkili molekülü buldu: Burimamide. Bu, histaminin mide asidini uyarmasını bloke ediyordu. Black, hipotezini doğrulamıştı. Üzerinde yapılan kimyasal iyileştirmeler sonucunda 1975’te simetidin piyasaya sürüldü.
Simetidin, tıp tarihinde bir ilke imza attı: Mide ülserini cerrahi müdahale olmadan, sadece ilaçla tedavi eden ilk anti-ülser ilaçtı. O kadar başarılıydı ki, kısa sürede dünyanın en çok satan reçeteli ilacı haline geldi ve yıllık satışları 1 milyar doları aştı.

James Black’in Yöntemi
James Black’in bilime bıraktığı en büyük miras, sadece icat ettiği iki ilaç değil, aynı zamanda bu ilaçları üretme biçimi olmuştur. Onun geliştirdiği hipotez odaklı, rasyonel ilaç tasarımı yaklaşımı, günümüzde tüm modern ilaç endüstrisinin temelini oluşturmaktadır.
Black’in başarılı bir ilaç keşfi için tanımladığı kriterler şunlardı:
- İyi tanımlanmış bir klinik problem(Angina, ülser)
- Bu problemin altında yatan fizyolojik sürecin anlaşılması
- Süreci düzenleyen moleküller ve reseptörlerin tespiti
- Bu reseptörleri bloke eden molekülleri tasarlamak.
Nobel Ödülü’nü 1988’de Gertrude Elion ve George Hitchings ile paylaşan Black, 1981’de şövalye ilan edilmiş ve 2000 yılında Kraliçe II. Elizabeth tarafından Liyakat Nişanı (Order of Merit) ile onurlandırılmıştır. Kişiliği ise son derece mütevazıydı. Nobel’i kazandığını öğrendiğinde arkadaşına “Hadi bir biraya gidelim” demiş ve bu haberin onu “biraz hasta hissettirdiğini” itiraf etmiştir.

En büyük tutkularından biri de klasik müzikti. Özellikle besteci Hector Berlioz’a hayrandı. Bir keresinde, “Berlioz’un ‘Symphonie Fantastique’i olmasaydı, muhtemelen beta-blokerleri de bulamazdım” diyerek sanat ile bilim arasındaki ilham bağını dile getirmiştir. James Black, 22 Mart 2010’da, prostat kanseriyle yıllarca süren mücadelesinin ardından Londra’da hayata veda etti. Ardında, kalpleri daha uzun ve düzenli çarpan milyonlarca insan bıraktı.
| Bilgi | Detay |
| Gerçek Adı | James Whyte Black |
| Doğum Tarihi | 14 Haziran 1924 |
| Doğum Yeri | Uddingston, Lanarkshire, İskoçya |
| Ölüm Tarihi | 22 Mart 2010 (85 yaşında) |
| Ölüm Yeri | Londra, Birleşik Krallık |
| Boyu | Bilinmiyor |
| Kilosu | Bilinmiyor |
| Burcu | İkizler |
| Medeni Hali | Evli |
| Eğitimi | University of St Andrews (Tıp Doktoru, 1946) |
| İnsanlığa Kattığı Şeyler | Beta-bloker ilaç sınıfının (Propranolol) keşfi, H2 reseptör antagonisti ilaç sınıfının (Simetidin/Tagamet) keşfi, modern rasyonel ilaç tasarımı metodolojisinin kurulması |
Kaynakça
- Nobel Vakfı. (1988). Sir James W. Black – Biographical. org.
- Nobel Vakfı. (1988). Sir James W. Black – Facts. org.
- Ganellin, R., & Duncan, W. (2010). James Black (1924–2010). Nature, 464, 1292.
- Lyall, J. (2010). James Black. BMJ, 340, c1704.
- McGregor, A. (2010). James Whyte Black. British Journal of Pharmacology, 160(Suppl. 1), S3–S4.
- University of St Andrews. (2010, 22 Mart). Alumnus Sir James Black passes away aged 85.
- The National. (2010, 27 Mart). Sir James Black, a mender of many broken hearts.

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.