David Morris Lee kimdir?
| Gerçek Adı: | David Morris Lee |
|---|---|
| Doğum Tarihi: | 1931 |
| Doğum Yeri: | ABD |
| Burcu: | Oğlak |
| Medeni Hali: | Evliydi |
| Eğitim Durumu: | Harvard Üniversitesi, University of Connecticut, Yale Üniversitesi |
David Morris Lee kimdir sorusunun cevabı, helyum-3’ün çok düşük sıcaklıklarda süperakışkan hale gelebildiğini ortaya koyan ve bu önemli keşfi nedeniyle 1996 yılında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülen Amerikalı fizikçidir.
1931’de New York yakınlarındaki Rye kasabasında doğan Lee’nin bilime ilgisi aslında laboratuvarda değil, çocukluk yıllarında başladı. Doğaya meraklı bir çocuktu; evinin çevresindeki tarlalarda ve kıyılarda kurbağa, balık, semender, yılan ve solucanlar toplardı. Bunun yanında trenlere karşı da büyük bir ilgisi vardı. Demiryolu tarifelerini ezberliyor, trenlerle ilgili koleksiyonlar yapıyordu.

Hatta çocukken babasının aldığı oyuncak tren setini mutfaktaki prize bağladığında çıkan kıvılcımlar bile aile içinde anlatılan eğlenceli anılarından biri oldu. Gençlik yıllarında meteorolojiye de merak sardı ve kendi hava durumu kayıtlarını tutmaya başladı. Fiziğe yönelmesinde ise babasının kütüphanesinde bulduğu Sir James Jeans’in The Mysterious Universe adlı kitabının özel bir yeri vardı. Kitabın ne anlattığını sorduğunda babasının “Kimse bu kitaptakileri gerçekten anlamıyor” demesi, genç Lee’nin daha da meraklanmasına yol açtı. Bu merak zamanla onu fiziğe götürdü.
David Morris Lee Biyografisi
1948’de liseden mezun olan Lee, Harvard Üniversitesi’nde fizik okumaya başladı. Üniversite yıllarında bir dönem tıp eğitimi almayı da düşündü ancak sonunda kendisini fiziğe daha yakın hissetti. 1952’de Harvard’dan mezun olduktan sonra 22 ay boyunca ABD Ordusu’nda görev yaptı. Askerliğinin ardından University of Connecticut’ta yüksek lisans eğitimine devam etti. 1955’te Yale Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına başlayan Lee, burada düşük sıcaklık fiziğinin önemli isimlerinden Henry A. Fairbank ile çalışmaya başladı. Sıvı helyum-3 üzerine yaptığı deneysel araştırmalar, ileride Nobel Ödülü getirecek çalışmanın temelini oluşturdu. 1959’da Yale’den doktorasını aldıktan sonra Cornell Üniversitesi’ne geçti. Cornell’de Atom ve Katı Hal Fiziği Laboratuvarı’nın kurulmasında görev aldı ve kısa sürede düşük sıcaklık fiziğinin önde gelen araştırmacılarından biri haline geldi. Burada Robert C. Richardson ile birlikte çalışmaya başladı. Richardson’ın doktora öğrencisi Douglas D. Osheroff da ekibe katıldı. Üç bilim insanının yollarının kesişmesi, fizik tarihinin en önemli deneylerinden birinin ortaya çıkmasına neden olacaktı. Lee’nin kariyerindeki en önemli dönem de böylece başlamış oldu.

1971 yılında Lee, Richardson ve Osheroff çok düşük sıcaklıklarda helyum-3 üzerinde deneyler yaparken beklemedikleri bir sonuçla karşılaştı. Araştırmacılar helyum-3’ü mutlak sıfıra son derece yakın sıcaklıklara kadar soğutabiliyordu. O dönemde helyum-4’ün süperakışkan hale gelebildiği biliniyordu ancak helyum-3 konusunda durum farklıydı. Helyum-3 bir fermiyon olduğu için süperakışkanlık göstermesinin mümkün olmadığı düşünülüyordu. Deney sırasında Osheroff’un fark ettiği küçük basınç değişiklikleri ise bu düşüncenin doğru olmayabileceğini gösterdi. Ekip araştırmalarını derinleştirdikçe helyum-3’ün gerçekten de süperakışkan bir faza geçebildiğini ortaya çıkardı. Üstelik bu davranışın birden fazla fazda ortaya çıkabildiği görüldü. Süperakışkanlık, en basit anlatımla bir sıvının akış sırasında iç sürtünmesini ortadan kaldırması ve olağanüstü bir şekilde hareket edebilmesi anlamına geliyor. Burada asıl ilginç olan ise bunun kuantum mekaniğinin etkilerinin büyük ölçekli bir sistemde gözlemlenmesine imkan vermesiydi. Yani araştırmacılar, kuantum dünyasının daha önce atom ve parçacık seviyesinde görülen bazı sıra dışı özelliklerini laboratuvarda daha büyük bir sistem üzerinden inceleme fırsatı yakalamıştı. Bu sonuç, düşük sıcaklık fiziğinde büyük bir dönüm noktası oldu ve Lee, Richardson ile Osheroff’un çalışmaları bilim dünyasında kısa sürede geniş yankı buldu.

David Morris Lee, helyum-3’te süperakışkanlığın keşfinden yıllar sonra bu çalışması nedeniyle Robert C. Richardson ve Douglas D. Osheroff ile birlikte 1996 Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. Nobel’in yanı sıra 1976’da Sir Francis Simon Memorial Prize ve 1981’de Oliver Buckley Prize gibi önemli ödüllere de layık görüldü. American Academy of Arts and Sciences ile National Academy of Sciences üyeliğine seçilen Lee, Cornell Üniversitesi’nde uzun yıllar profesör olarak görev yaptı. 2007’de emekli olduğunda araştırmalarından tamamen uzaklaşmadı. 2009 yılında laboratuvarını Texas A&M Üniversitesi’ne taşıyarak çalışmalarını burada sürdürdü. Bilim insanı kimliğinin yanında merakını hiçbir zaman kaybetmemesiyle tanınan Lee, çocukluğunda doğaya, trenlere ve hava olaylarına duyduğu ilgiyi hayatının ilerleyen dönemlerinde de korudu. Öğrencilerine verdiği destek de kariyerinin önemli parçalarından biriydi. Özellikle Nobel Ödülü’nü birlikte aldığı Douglas Osheroff’un onun öğrencisi olması, Lee’nin yalnızca yaptığı deneylerle değil yetiştirdiği bilim insanlarıyla da iz bıraktığını gösteriyor. David Morris Lee’nin eşi Dana ile evliliğinden iki oğlu oldu. Eşi 2016 yılında hayatını kaybetti. Lee ise yaşamının ilerleyen dönemlerinde de bilimsel çalışmalarını sürdürerek fizik dünyasındaki yerini korudu. Onun helyum-3 üzerindeki çalışmaları, kuantum mekaniğinin günlük ölçekte gözlemlenebilen sistemlerde nasıl ortaya çıkabileceğini anlamamız açısından bugün de önemli kabul ediliyor…

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.