Edward B. Lewis Kimdir?
| Gerçek Adı: | Edward B. Lewis |
|---|---|
| Doğum Tarihi: | 1918 |
| Doğum Yeri: | Wilkes-Barre, Pennsylvania |
| Medeni Hali: | Evliydi |
| Eğitim Durumu: | Minnesota Üniversitesi (lisans), Caltech (doktora) |
Edward B. Lewis Kimdir? Edward B. Lewis, 20. yüzyılın en önemli genetikçilerinden biri.
Meyve sinekleri üzerinde yıllarca süren çalışmalarıyla vücut planının genetik kontrolünü ortaya çıkardı ve 1995’te Christiane Nüsslein-Volhard ile Eric F. Wieschaus’la birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı.
Onun keşifleri, tek bir gen grubunun bir organizmanın tüm vücut yapısını nasıl şekillendirdiğini gösterdi. Büyük Buhran döneminde müzik bursuyla üniversiteye başlayan bir gencin, sonunda bilimin en üst düzeyine ulaşması da ayrı bir hikâye.

Edward B. Lewis Biyografisi
Edward Butts Lewis, Mayıs 1918’de Pennsylvania’nın Wilkes-Barre kasabasında doğdu. Babası saatçi ve kuyumcuydu, annesi Mary Lewis’ti. Büyük Buhran aileyi epey sarsmıştı; babanın dükkânı iflas edince maddi durumları zorlaştı. Liseden sonra üniversite masrafını karşılamak için bir yıl amcasının Pittston Soba Şirketi’nde çalışmak zorunda kaldı.
Flüt çalma yeteneği sayesinde Bucknell College’a müzik bursuyla girdi. Başta müzik ile bilim arasında gidip geldi ama sonunda biyolojiye karar verdi. Bir yılın ardından Minnesota Üniversitesi’ne geçti (ücretler daha uygundu). Orada hem orkestrada flüt çalmaya devam etti hem de genetiğe ilgi duymaya başladı. 1939’da lisansını bitirip Caltech’e yüksek lisans öğrencisi olarak girdi.
Caltech’te Alfred Sturtevant’ın yanında çalıştı ve 1942’de doktorasını aldı. Drosophila (meyve sineği) genetiği üzerine yoğunlaştı. Savaş çıkınca meteoroloji eğitimi de alıp ABD Hava Kuvvetleri’nde meteorolog olarak görev yaptı; Hawaii ve Okinawa’da bulundu.

Akademik Kariyeri
1946’da Caltech’e döndü ve Biyoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak başladı. Aynı yıl Pam Harrah ile evlendi; Pam de laboratuvarda teknisyen olarak çalışmaya başladı. Lewis 1956’da profesör oldu, 1988’e kadar Caltech’te kaldı. Emekli olduktan sonra da Thomas Hunt Morgan Biyoloji Profesörü unvanıyla araştırmalarına devam etti. Laboratuvarı mütevazıydı; bir köşesinde gece geç saatlere kadar çalıştığında uyuyabildiği bir kanepe dururdu. Sadece sineklerle değil, ahtapot, güvercin ve çöl kaplumbağalarıyla da ilgilenirdi. Eşiyle birlikte kaplumbağa yavrularını büyütmekten keyif alırlardı.

Genetikteki Başlıca Çalışmaları
Lewis’in erken dönem çalışmalarından biri “cis-trans testi”ydi. İki mutasyonun aynı gen üzerinde mi yoksa farklı genlerde mi olduğunu anlamak için geliştirdiği bu yöntem, hâlâ genetik derslerinde anlatılır.
Asıl büyük katkısı homeotik genler ve bithorax kompleksi üzerine oldu. Yaklaşık 30 yıl boyunca meyve sineğindeki bithorax gen grubunu inceledi. Bu genlerdeki mutasyonlar çarpıcı sonuçlar veriyordu: normalde iki kanatlı bir sinek dört kanatlı olabiliyordu. Lewis, bu genlerin vücudun farklı bölümlerinin (baş, göğüs, karın) doğru şekilde oluşmasını kontrol ettiğini gösterdi. 1978’de Nature’da yayımladığı makale bu alandaki dönüm noktalarından biri kabul edilir.
1947’de eşi Pam, laboratuvarda Polycomb genini buldu. Edward Lewis de bu genin homeotik genleri düzenlediğini ortaya koydu. Yani “düzenleyicilerin düzenleyicisi” gibi çalışıyordu.
1980’lerde DNA teknolojisi gelişince, Lewis’in sinekte bulduğu genlerin neredeyse tüm hayvanlarda benzer şekilde bulunduğu ve aynı işi yaptığı anlaşıldı. Sinekten insana kadar korunan bu mekanizma, evrimin ne kadar derin kökleri olduğunu gösterdi.

Radyasyon ve Kanser Çalışmaları
Lewis sadece genetiğe odaklanmadı. 1950’lerde nükleer silah testlerinin sağlık etkilerini de araştırdı. O dönemde birçok yetkili, düşük doz radyasyonun kansere yol açmadığı bir “eşik değer” olduğunu savunuyordu. Lewis 1957’de Science’ta yayımladığı makalede Hiroşima-Nagazaki kurbanları, radyologlar ve düşük doz radyasyona maruz kalan grupların verilerini inceleyerek bu görüşü çürüttü. Atom Enerjisi Komisyonu’ndan sert eleştiriler aldı ama geri adım atmadı. Daha sonra nükleer serpintinin özellikle süt yoluyla çocuklarda tiroid kanseri riskini artırabileceğini de belirtti. Bu öngörü, 1986 Çernobil felaketinden sonra doğrulandı.
Kendisini aktivist olarak görmüyordu. Sadece bilim insanı olarak doğru veriyi politikacılara sunmak istediğini söylerdi.
Ödülleri
1995 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nün yanı sıra Thomas Hunt Morgan Madalyası (1983), Gairdner Uluslararası Ödülü (1987), Wolf Tıp Ödülü (1989), Ulusal Bilim Madalyası (1990), Lasker Ödülü (1991) ve Louisa Gross Horwitz Ödülü (1992) gibi önemli ödüller aldı. ABD Ulusal Bilimler Akademisi, Amerikan Felsefe Cemiyeti ve Royal Society üyesiydi.

Kişiliği ve Vefatı
Lewis alçakgönüllü, titiz ve laboratuvarını tercih eden biriydi. Meslektaşları ona “Ed” derdi. Bir keresinde kariyerindeki en büyük engelin ne olduğu sorulunca yarı şaka “kısa boyum” (1.62 m) demişti.
1946’dan itibaren eşi Pam ile hem evde hem laboratuvarda birlikte çalıştılar. Üç oğulları oldu: Hugh, Glenn ve Keith. Glenn 1965’te bir dağcılık kazasında hayatını kaybetti.
Edward B. Lewis, 21 Temmuz 2004’te Pasadena’daki evinde prostat kanseri nedeniyle 86 yaşında öldü. Genetik ve gelişim biyolojisine bıraktığı miras hâlâ canlı.

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.