Stanley B. Prusiner Kimdir?

Stanley B. Prusiner Kimdir?
Gerçek Adı: Stanley Ben Prusiner
Doğum Tarihi: 1942
Doğum Yeri: ABD
Medeni Hali: University of Pennsylvania – Kimya ve Tıp

Stanley B. Prusiner, prion adı verilen hastalık yapıcı proteinleri keşfeden ve bu çalışmasıyla 1997 Nobel Tıp Ödülü’nü kazanan Amerikalı nörologdur.

Stanley B. Prusiner kimdir? Tıp tarihinde bazı keşifler vardır ki ilk ortaya atıldığında bilim dünyasının büyük bölümü buna inanmak istemez. Prusiner’ın prion teorisi de bunlardan biridir. Çünkü o, hastalık yapabilen bir etkenin DNA veya RNA taşımadan, yalnızca proteinden oluşabileceğini savunuyordu.

Bugün kulağa çok şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak 1970’li ve 1980’li yıllarda bu fikir, biyolojinin kabul edilmiş kurallarına ters düşüyordu. Prusiner yıllarca eleştirildi, teorisi tartışıldı ve hatta birçok bilim insanı tarafından ciddiye alınmadı. Buna rağmen araştırmalarını bırakmadı. Sonunda prionların gerçekten var olduğu kabul edildi ve Prusiner, 1997 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandı.

Stanley B. Prusiner Kimdir?

Tam adı Stanley Ben Prusiner olan bilim insanı, 28 Mayıs 1942 tarihinde Des Moines, Iowa’da dünyaya geldi. Babası Lawrence Prusiner mimardı. Çocukluk yıllarının bir bölümünü Des Moines’de, daha sonraki yıllarını ise Cincinnati’de geçirdi.

Henüz genç yaşlarda bilimsel deneylere ilgi göstermeye başlamıştı. Lise yıllarında böcekleri uzaklaştırmak amacıyla geliştirdiği bir madde sayesinde çevresindekilerin dikkatini çekti.

Üniversite eğitimi için University of Pennsylvania’a girdi. Burada 1964 yılında kimya alanında lisans eğitimini tamamladı. Ardından aynı üniversitenin tıp fakültesinde eğitimine devam ederek 1968 yılında tıp doktoru oldu.

Tıp eğitimi sırasında yalnızca doktorlukla değil, laboratuvar araştırmalarıyla da yakından ilgilenmeye başladı. Özellikle hücrelerin enerji kullanımı, metabolizma ve biyokimya üzerine yaptığı çalışmalar ileride izleyeceği bilimsel yolun temelini oluşturdu.

Daha sonra University of California, San Francisco (UCSF) bünyesinde çalışmaya başlayan Prusiner, iç hastalıkları ve nöroloji alanlarında uzmanlaştı. Bir dönem ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde de görev yaptı ve burada biyokimya alanında önemli laboratuvar deneyimi kazandı.

Prusiner’ı Prionlara Götüren Hasta

Stanley Prusiner’ın bilimsel kariyerindeki en önemli dönüm noktası 1972 yılında yaşandı. Nöroloji eğitimi sırasında karşılaştığı bir hasta, onun yıllar boyunca araştıracağı gizemin başlangıcı oldu.

Hasta hızla ilerleyen hafıza kaybı, zihinsel gerileme ve sinir sistemi bozuklukları yaşıyordu. Kısa süre içinde hayatını kaybetti. Hastalığın adı Creutzfeldt-Jakob hastalığı (CJD) idi.

Bu hastalık beynin yapısını ciddi biçimde bozuyor ve beyin dokusunun mikroskop altında süngerimsi bir görünüm almasına neden oluyordu. O yıllarda bu tür hastalıkların nedeninin bilinmeyen bir virüs olduğu düşünülüyordu.

Ancak Prusiner bu açıklamadan tatmin olmadı.

Prion Nedir?

Prusiner araştırmalarını özellikle koyunlarda görülen scrapie adı verilen nörolojik hastalık üzerinde yoğunlaştırdı. Scrapie ile Creutzfeldt-Jakob hastalığı arasında bazı dikkat çekici benzerlikler bulunuyordu.

Araştırmalar ilerledikçe sıra dışı bir durum ortaya çıktı. Hastalığa neden olan etkeni yok etmek amacıyla DNA ve RNA’ya zarar veren işlemler uygulandığında, bulaşıcılık devam ediyordu. Fakat proteinleri bozan işlemler kullanıldığında hastalık yapıcı etkinin ortadan kalktığı görülüyordu.

Bu sonuç Prusiner’ı oldukça radikal bir düşünceye götürdü:

Hastalık yapıcı etken bir virüs değil, yalnızca proteinden oluşan farklı bir yapı olabilirdi.

Prusiner 1982 yılında yayımladığı bilimsel çalışmada bu yeni yapıya “prion” adını verdi. Kelime, protein yapısındaki enfeksiyöz partikülü tanımlamak amacıyla türetilmişti.

Bilim Dünyası Neden Prion Teorisine Karşı Çıktı?

Prusiner’ın teorisinin tepki çekmesinin temel nedeni, biyolojinin o dönemde kabul edilen kurallarına aykırı görünmesiydi.

Virüsler ve diğer mikroorganizmalar genetik bilgi taşıyordu. Prionlarda ise DNA ya da RNA bulunmuyordu. Buna rağmen hastalık oluşturabiliyor ve anormal protein yapısının diğer proteinlere aktarılmasına yol açabiliyordu.

Bu yüzden Prusiner’ın teorisi uzun süre tartışıldı. Bazı bilim insanları hastalık etkeninin içinde henüz bulunamamış küçük bir virüs bulunduğunu düşünüyordu.

Prusiner ise deneylerine devam etti.

Prionlar Nasıl Hastalık Yapıyor?

İnsan vücudunda doğal olarak bulunan prion proteini normal şartlarda zararsızdır. Ancak bazı durumlarda proteinin üç boyutlu yapısı değişebilir.

Normal protein yapısı değişerek anormal bir forma dönüştüğünde çevresindeki sağlıklı prion proteinlerinin de şeklinin bozulmasına neden olabilir.

Böylece bir tür zincirleme reaksiyon başlar.

Anormal proteinler beyinde birikir, sinir hücreleri zarar görür ve zaman içerisinde ciddi nörodejeneratif hastalıklar ortaya çıkar.

Prion hastalıklarının en önemli özelliklerinden biri de son derece ağır seyretmeleridir.

Deli Dana Hastalığı ve Prionlar

Prion araştırmaları 1990’lı yıllarda dünya kamuoyunun da dikkatini çekmeye başladı. Bunun en önemli nedeni İngiltere’de ortaya çıkan Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE), yani halk arasında bilinen adıyla deli dana hastalığı salgınıydı.

BSE, sığırlarda beyin ve sinir sistemini etkileyen ölümcül bir prion hastalığıydı.

Daha sonra insanlarda görülen varyant Creutzfeldt-Jakob hastalığı ile BSE arasında bağlantı kurulması, prion araştırmalarının önemini daha da artırdı.

Böylece Prusiner’ın yıllar önce ortaya attığı fikir, yalnızca laboratuvar ortamında tartışılan bir teori olmaktan çıktı ve ciddi bir halk sağlığı meselesinin merkezine yerleşti.

1997 Nobel Tıp Ödülü

Stanley B. Prusiner’ın yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca sürdürdüğü araştırmalar, 1997 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü ile sonuçlandı.

Nobel Komitesi Prusiner’ı, “yeni bir biyolojik enfeksiyon prensibinin keşfi” nedeniyle ödüle layık gördü.

Bir zamanlar şüpheyle karşılanan prion teorisi böylece modern tıbbın kabul edilen bilimsel kavramlarından biri haline geldi.

Prion Araştırmalarının Alzheimer ve Parkinson İçin Önemi

Prusiner’ın çalışmalarının önemi yalnızca Creutzfeldt-Jakob veya deli dana hastalığıyla sınırlı kalmadı.

Bugün bilim insanları Alzheimer, Parkinson ve Huntington hastalığı gibi pek çok nörodejeneratif hastalıkta yanlış katlanmış proteinlerin nasıl yayıldığını araştırmaktadır.

Bu hastalıkların klasik anlamda prion hastalığı olup olmadığı ayrı bir bilimsel tartışma olsa da, Prusiner’ın ortaya koyduğu protein katlanması ve proteinlerin birbirini etkileyebilmesi düşüncesi nörodejeneratif hastalık araştırmalarında önemli bir alan açmıştır.

Stanley B. Prusiner uzun yıllar boyunca UCSF bünyesinde çalışmalarını sürdürdü ve nörodejeneratif hastalıkların moleküler yapısı üzerine araştırmalar yaptı. Prionların keşfi sayesinde yalnızca yeni bir hastalık mekanizmasını açıklamakla kalmadı, biyolojide uzun yıllar doğru kabul edilen bazı düşüncelerin yeniden sorgulanmasına da yol açtı.

Prusiner’ın bilimsel hikâyesini ilginç yapan asıl nokta belki de budur: Başlangıçta bilim dünyasının büyük bölümünün inanmadığı bir fikir, yıllar süren deneylerin ardından Nobel Ödülü kazandıran bir keşfe dönüştü.

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.Tüm alanların doldurulması gerekmektedir.

ADINIZ

E-POSTA

YORUMUNUZ

ataşehir escort bodrum escort izmit escort escort antalya antalya escort